22 Aralık 2015 Salı

Sultan Nevruzu ve Aşık Veysel'i Datça'da Andık.

Sultan Nevruzu ve Aşık Veysel'i Ölümünün 42. Yılını Datça'da Andık.

21 Mart 2015 Cumartesi Günü Saat 19.00 ‘da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi merkezimizde Sultan Nevruz kutlaması ve Âşık Veysel'in ölümünün 42.Yıldönümü anma etkinliği nedeniyle Datça’daki canlarla buluştuk.

Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şube Başkanı Murat Yıldırım; Günün anlam ve önemiyle ilgili hem Nevruz hem de Âşık Veysel’in ölüm yıl dönümüyle ilgili kısa bir sunum yaptı.

İnanç önderi ve kurum Dedesi Nihat Yoleri, Hz. Ali ile ilgili geniş bir sunum yaptı.

Avukat Gülfer Karadeniz Âşık Veysel’in hayatıyla ilgili sunum yaptı.

Programın devamında katılımcılar Âşık Veysel ve Nevruzla ilgili şiirler sundular.

Âşık Veysel’in türkülerini müzik öğretmeni Faruk Güzel sundu.

Ozan Dursun Alabıyık nevruz ve Hz. Aliyle ilgili deyişler sundu.

Ardından canların getirdiği lokmalar programa katılan canlara ikram edildi.

Katılımcı Sivil Toplum Örgütleri

  • HDP İlçe Başkanı Av. Gülfer KARADENİZ
  • Datça Eğitim –Sen Temcilcileri
  • Datça Haziran Birleşenleri


    Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi
    Cemevi Başkanı Murat Yıldırım Mesajı

    Nevruz bayramı, geniş bir coğrafyada kutlanan önemli bayramlardan birisidir. Her halk, her toplum Nevruzu kendi geleneğine göre kutlamaktadır. İranlılarda Nevruz büyük anlama sahiptir. İranlılar her yıl Nevruzu büyük şenliklerle yeni yılları olarak kutlamaktadırlar.

    Orta Asya da, Balkanlarda, Ortadoğu da her halk Nevruzu bolluk ve bereket dileğiyle kendi âdetince kutlayıp şenlik yapmaktadır.

    Nevruz, Aleviler için de önemli bayramlardan biridir.

    Alevilerde kendi gelenek ve inanç örgüsü içinde Nevruz bayramını kutlamaktadırlar.

    Alevi söylencelerin de Nevruz gününde gerçeklesen önemli olaylar söyle sıralanır:

    Dünya kuruluşunu bugün tamamlar.

    Hz. Muhammed’e nübüvvet bugün ihsan edilir.

    Hz. Ali bugün doğmuştur.

    Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür.

    Hz. Muhammed, bugün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra Müslümanların önderi (imamı) ilan eder.

    Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür.

    Bugün Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırklar Bayramı” olarak ta bilinir.

    Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir! O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır.

    Alevi toplumu Nevruzu inancı esas alarak kutlarken, birçok toplumda Nevruz gününe başka anlamlar yükleyerek kutlar. Her toplum kendisine özgü bir anlatımla Nevruzu tanımlar ve yine kendisine özgü bir şekilde kutlar. Alevi toplumu ise Nevruz bayramını şu şekilde kutlar:

    Nevruz bayramı erkânı sabahtan başlar. Toplu olarak sabah yemeği yenecekse, önce Dede bir dua okur ve herkese süt ikram edilir ve kahvaltı yapılır. Daha sonra dargınlar barıştırılır. Hasta ve yoksullar ziyaret edilir, gönülleri alınır. Yeni ölmüşlerin evlerine taziyeye gidilir. Türbe ve mezarlıklar ziyaret edilir. Nevruz şenliklerinin yapılacağı ev ve kır yerleri önceden saptandığı için, bu yerlerde tüm hazırlıklar tamamlanır. Yaşlılar için ayrı bir mekânda, gençler için ayrı bir alanda muhabbet sofraları kurulur. Gençler kırlarda şenlikler yaparlar, halaylar çekerler, ateş üstünden atlayarak dilekler tutarlar. Genç kızlar ve oğlanlar karşılıklı mani söylerler...

    Nevruz Bayramı akşamı “Meydan” açılır. Taliplere “Nasip” verilir. Cem evinde toplanılır.

    Bu dünyadan bir ozan geçti. Gözleri kapalı, gönlü açık bir âşık geçti. “Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı / ben babamı sen ustanı unutma” dedi de geçti

    Murat Yıldırım

    Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi Başkanı


    İnanç Önderi ve Kurum Dedesi Nihat Yoleri'nin Mesajı

    21 Mart Nevruz; Hz. Ali'nin doğum günü olarak kabul edilir. Hz. Ali'nin diğer adı "Ebu Turab'dır". Turab toprak demektir. Bu deyim de Hz. Ali'ye Toprağın oğlu unvanını kazandırmıştır. Bu Bâtıni düşünce anlamında Hz. Ali'nin doğumu bir bakıma toprağın doğumu, ya da bir başka açıdan düşünürsek; toprağın doğumu Hz. Ali'nin doğumudur. Bu günün aynı zamanda Hz. Ali’nin, Hz. Fatima ile evlendiği gün olarak kabul edilmesi; Alevilerin hafızasına Nevruz'u sevinçli, mutlu ve umutlu ve de bereketli bir gün olarak yerleştirmiştir.

    21 Mart günü akşamı bir Cem yapılır. Bu ceme de 'Sultan-ı Nevruz Cemi' adı verilir. Sultan Nevruz olarak adlandırılan bu günde sözlü geleneğe göre birçok olay olmuştur.

    Bunlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Tanrı'nın dünyayı yarattığı gündür.
  • Hz. Ali'nin doğduğu gündür.
  • Hz. Muhammed'in yerine Hz. Ali'yi Gadir-i hum'da atadığı gündür.
  • Bahar'ın başladığı gündür.

    Nevruz günü akşamı tüm canlar her Cem'e gelişte yaptıkları gibi banyo yapıp, en temiz ve güzel elbiselerini giyerek toplanırlar. Gelenler güçlerine göre lokmalarını getirirler. Pir (Dede) lokmalara "gülbank" verdikten sonra nasihat ve muhabbet ile topluluğu Sultan-ı Nevruz hakkında bilgilendirir, ardından Nad-ı Ali duasını okur.

    Sultan Nevruz akşamı yapılan Cem sonrası lokma, süt ve şerbet dağıtılır. Yine Nevruzun anısına söylenen deyişler vardır. Bunlardan birisi şu şekildedir:

    ”Gelin ey kardeşler seyran edelim
    Ali'nin doğduğu eyyam bu demdir.
    Bu zevkle münkiri hayran edelim
    Ali'nin doğduğu eyyam bu demdir.

    Çerağlar uyansın, kurulsun Cem'ler
    Gülbanklar çekilsin, sürülsün demler
    Cümbüşe gelsinler cümle Erenler
    Ali'nin doğduğu eyyam bu demdir.

    Hüsnü Baba eyler candan niyazı
    Dem sunsun sakiler, kılsınlar bâz'ı
    Okunsun nefesler, çalsınlar sazı Zakirler mersiyeler ve tevhit okurlar, semahlar dönülür. Lokmalar-şerbetler ve çiçeklerle Nevruz Cemi tamamlanır.

    Alevi-Bektaşiler Pirimiz Hacı Bektaş-i Veli'nin dediği gibi 72 millete bir gözle bakarlar ve insana değer verirler. Bugün artık Alevi-Bektaşi Cem'lerinde halkların kardeşliğine vurgu yapılmalı ve Nevruz'u bayram olarak kabul eden her halkın gerekçelerine saygı ile bakmak gerektiği anlatılmalı ve toplum bu konuda bilinçlendirilmeli, aydınlatılmalıdır.

    Dede Nihat Yoleri
    Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi İnanç önderi


    Avukat Gülfer Karadeniz'in Âşık Veysel Mesajı

    Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez
    Bulanık çeşmeden kimse su içmez
    Ganadı olmasa kuşlar da uçmaz
    Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız

    Diyen değerli halk ozanımız Aşık Veysel Şatıroğlu’nu anmak için toplandığımız bu güzel meclisimizde elbette onun dizeleriyle söze başlamak istedim.

    Âşıklık geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu bir zamanda ortaya çıkan ve Türk Halk şiirinin önde gelen simalarından olarak kendini kabul ettiren Aşık Veysel 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak yokluk ve yoksulluğun ortasına dünyaya gelmiştir. Veysel Anadolu insanının bu günde yaşadığı pek çok sorunu çocukluğunda yaşamasının yanı sıra 7 yaşında o günlerde çok ciddi bir salgın olan çiçek hastalığına yakalanmıştır. Ve bu hastalıkla sol gözünü kaybetmiş, talihsizliği bununla da bitmemiş sağım sırasında annesini beklerken nispeten görebildiği sağ gözünü de ineğin tepmesi sonucu kaybetmiştir.

    Değerli misafirler pek çoğunuzun bu büyük ozanımızın hayat hikayesini bildiğini biliyorum ancak kendisini anarken;

    Göz ile görülmez duyulan sesler
    Nerden uyanıyor bizdeki hisler
    Şekilsiz gölgesiz canlar nefesler
    Duyulan ne duyuran ne duygu ne… diye soran bu duygu insanının yaşamını özetlemek isterim.

    Babası, geçirdiği zor günlerde içine kapanan Veysel’i düştüğü boşluktan kurtarmak için ona bir bağlama alır. Kendisi de şiire meraklı, tekkeyle içli dışlı biri olan baba Karaca Ahmet, küçük oğluna Pir Sultandan, Yunus Emre’ye şiirler ezberletir. İlk bağlama derslerini köylüsü Molla Hüseyin’den daha sonrada baba dostu Çamşıh’lı Ali ağadan alır.

    25 yaşında ilk evliliğini yapan Veyselin bu evlilikten olan çocukları ölür. Anne babasının vefatından sonra , eşi de kendini terk eder. 1921 yılında Gülizar hanımla ikinci evliliğini yapan Aşık veyselin bu evlilikten 2si erkek altı çocuğu oldu.

    1931 yılında o zamanlar Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları “Halk Şairlerini Koruma Derneği”ni kurdular. Ve 5 Aralık 1931 tarihinde de üç gün süren Halk Şairleri Bayramı’nı düzenlediler. İşte bu Veysel’in hayatını değiştiren olayların ilkiydi. Zira 1933’e Cumhuriyet’in 10. yıldönümünde Ahmet Kutsi Tecer’in direktifleriyle bütün halk ozanları Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk üzerine şiirler yazdılar. Bunlar arasında Veysel de vardı. Veysel’in gün ışığına çıkan ilk şiiri böylece “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”... Dizesiyle başlayan şiir oldu. Destanı Atatürk’e getirmek hevesiyle geldiği Ankara da ne yazıkki şiirini Ata’ya okuyamadı. Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) de destan üç gün boyunca yayınlandı.

    Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yaptığı bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı bulduğu gibi hasret şiirlerinin birikimi de bu yıllardadır.

    Şiirlerinde birlik ve bütünlük mesajları veren, bilim ve teknolojiyi önemseyip benimseyen Veysel özünde ve sözünde samimidir. Karanlık dünyasında aydınlıklar çıkarırken sevecendir.

    Beni hor görme kardeşim
    Sen altınsın ben tunç muyum
    Aynı vardan var olmuşuz
    Sen gümüşsün ben saç mıyım, dizeleri herkesin eşit olduğuna dair en güzel söylemlerden biri değil midir? Şüphesiz öyledir ve Aşık Veysel bu coğrafyanın yetiştirdiği en değerli ozanlarındandır. Ve pek çok sanatçıdan farklı olarak henüz hayatayken yarım yüzyıldır sanatına gönül vermişliği karşılıksız bırakılmamış 1965 yılında TBMM de çıkarılan özel bir kanunla Aşık Veysel’e “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden” ötürü 500 lira aylık bağlanmıştır.

    Sivas’ın bir köyünde yoksulluk ve hastalıklarla başlayan hayatı yine doğduğu köyde Sivrialan da bu gün de Müze olan evinde; 73 yılının 21 Mart gecesi 3.30 da ardında nice eser bırakarak sona ermiştir. Ve böylece kavuşmuştur sadık yârine…

    Gülfer Karadeniz
    Teşekkürler…

    RESİM GALERİSİ

        * Foto Galeri ve Slayt >>

    (Resmi Büyük Görmek için Lütfen Resimin Üzerine Tıklayınız.)







    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3440

  • Datça'da Gazi Olayları'nda ölenler anıldı!

    Gazi Olayları'nda ölenler anıldı!

    12 Mart 2015 Perşembe günü Aralarında Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi başkanı Murat Yıldırım'ında bulunduğu kalabalık bir katılımcı gurup, Gazi Mahlesi Fevzi Çakmak Caddesi üzerinde toplanarak, 1995 yılında meydana gelen ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği olaylarla ilgili yürüyüş düzenledi.

    Gazi olaylarının 20. yıldönümünde yaşamını yitirenler bugün Gazi Mahallesi'nde kitlesel bir yürüyüşle anıldı.


    Gazi Mahallesi'nde sabah erken saatlerden itibaren toplanan gruplar yürüyüş yaptı. HDP'nin de içinde yer aldığı kalabalık bir grup ise saat 10:30'da yürüyüşe geçti. HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de bu kalabalığın içindeydi.

    Gazi Mezarlığı’na kadar yürüyen grup dağılırken başka bir kalabalık yürümeye başladı. Halk Cephesi ve olaylarda yaşamını yitirenlerin yakınlarının bulunduğu grup ayrı olarak yürüdü. Gazi Mahallesi üzerinde polis helikopteri uçarken dükkanların çoğu da kapalıydı. Polis yürüyüşü uzaktan takip etti.

    Gazi Polis Merkezi'nin çatısından polisler fotoğraf ve görüntü çekti. Yürüyenler arasında maskeli gruplar da vardı. Tek tip kıyafet giyen ve kortej halinde yürüyen bu gruplar zaman zaman inşaatlara çıkarak pankart astı.

    Yürüyüş Gazi Mezarlığı'nda yaşamını yitirenlerin mezarlarına karanfil bırakılmasıyla sona erdi.

    RESİM GALERİSİ

        * Foto Galeri ve Slayt >>     * Video Görüntü >>

    (Resmi Büyük Görmek için Lütfen Resimin Üzerine Tıklayınız.)








    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3439

    Datça'da Hızır Bayramı'nı Kutladık

    DATÇA'DA HIZIR LOKMALARIMIZI PAYLAŞIP
    HIZIR BAYRAMINI KUTLADIK!

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi'nde 13 Şubat 2015 Cuma günü Saat 12.30 da hızır lokmalarımızı paylaştık.

    Hızır bayramımıza Datça Beldiye Başkan Yardımcısı Gürsel Uçar, H D P Datça İlçe Başkanı Av. Gülfer Karadenız, C H P Datça ilçe Yonetım kurulu üyeleri ile Eğitimsen Datça ilçe Temsilcisi Huseyın Cihan, Nadi Çoban ve Eğitimsen üyeleri ile Datça'dakı diğer sivil toplum temsilcileri bizimle birlikte oldular.

    Başkan Murat Yıldırım'ın konuşması ve kurum Dedesı Nihat Yoleri Lokma ve sofra duasından sonra birlikte lokmalar paylaşıldı…

    BAŞKAN MURAT YILDIRIM'IN KONUŞMA METNİ.


    Alevi inancında, Hızır Orucu üç gündür. Eskiden dedeler bir çok köyde talipleri olması ve ulaşım güçlüğü nedeniyle aynı günde cem ve cemaat kuramadıkları için farklı günlere yayarak ifa etseler de; günümüzde Hızır orucu tüm Alevilerce Şubat 13,14,15 de tutulmaktadır. Böylesi “Talib bin ise bir gibi otura” düsturuna da uygun olandır.

    Hızır orucunun en temel kaynağı Kuran dır. Bakara suresi, 203 ayetinde; “Sayılı günlerde Allah’ı zikredin.”denilmektedir. Kuran’ın tevilini yapan Abdulbaki Gölpınarlı Kuran mealinde bu sayılı günlerin zilhicce ayı olduğu ve o ayın da Şubat ayının 13–14-15’inci günlerine tekabül ettiğini belirtir. Hızır orucunun geçtiği diğer bir sure de İnsan suresi 7–8–9 ayetleridir.

    İslam aleminde bir veli, peygamber olarak kabul edilen Hızır, Arapça da “El hazır, Al Hızır” olarak geçmekte ve "yeşillik" anlamına gelmektedir. Çünkü Hızır’ın oturduğu yerlerin yeşerdiği görülmüştür.

    Hızır, Aleviler arasında çok özel bir yere sahiptir. Çünkü o, fakirin yanında zalimin karşısındadır. Darda kalanların yanındadır. Ak sakallı, bembeyaz elbiseleriyle Bozat’ına binip diyar diyar dolaşarak insanları koruyan, kollayan, kurtaran ve hoşgörü ile sevgiyi harmanlayan Pir’dir. Bilge, ulu, evliya ve derviş gibi; bir değil birden fazla kişiliğiyle insanlara doğru yolu gösteren manevi güçtür. Hızır; yol gösterendir. Vesiledir. Mürşittir. Çünkü o ilahi rahmet ve sırların bilgisine sahiptir.

    Her insanın yaşamında mutlaka şükran günleri vardır. Zor günlerden kurtulanlar, şükranı olarak dualarının, kurbanlarının, lokmalarının kabulü için, dar günlerinde Hızır yetişsin diye Allah rızası aşkına, Hızır aşkına, Ehl-i Beyit aşkına, oruç tutarlar.

    Allah irade sıfatını yalnızca insanlara vermiştir. Oruç iradenin imtihanıdır. Vücuda aklın hükmüdür, kendi bedenine sözün geçmesidir. Cenab-ı Allah; “Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim” diye buyurmuştur.

    Bu niyetle Hızır orucu üç gün (salı-çarşamba-perşembe) tutulduktan sonra, yani perşembeyi cumaya bağlayan gece evin hatunu (hanımı) tarafından hazırlanan; genişçe bir tepsi içerisinde dibekte iyice kavrulmuş olan Orta Anadolu’da "Köme" veya "Kömme", Doğu Anadolu’da ise Kavut olarak ifade edilen lokmanın üstü kapatılarak bir odaya konulur. İnanca göre perşembeyi cumaya bağlayan gece Hızır gelerek Kavut'a bir iz veya işaret koyar. Daha sonra Kavut eğer kesilmişse kurban ile birlikte lokma olarak dağıtılır. Hızır kurbanı, sıradan kurbanlar gibi değildir. Kurban edilecek hayvan en az iki üç ay öncesinden belirlenir. Bu süre içerisinde iyi beslenir. Tuzu, suyu ve yemi eksik edilmez. Kurban önce temizlenir. Kurban kesilirken, kanına kimsenin basmamasına dikkat edilir. Akan kan ya bir çukura akıtılır üstü kapanır veya suyla kan yıkanarak, kan izi ortada bırakılmaz. Kesilen kurban etinden bir kısmı pişirilerek ev halkına paylaştırılır. Kalan büyük bir kısmı da kapı komşuya dağıtılır. Kurban kemikleri gelişi güzel çöpe atılmaz. Kurban kemikleri açılan bir çukura özenle yerleştirilerek üstü kapatılır. Bu işlemler bittikten sonra hazır bulunanlar bir birlerine niyaz olurlar.

    Her an her yerde hazır ve nazır olan, çaresizlerin çaresi, umutsuzların umudu Zorda kalanların carına yetişen Hızır, cümlemizin yardımcısı olsun Allah herkese Hızır elinden doluyu içmek nasip eylesin. Dualarınız kabul, ibadetleriniz makbul olsun, Gerçeğe Hü…

    Hacı Bektaşı Veli Anadolu ve Kültür Vakfı Datça şubesi
    Murat YILDIRIM

    RESİM GALERİSİ

        * Foto Galeri ve Slayt >>

    (Resmi Büyük Görmek için Lütfen Resimin Üzerine Tıklayınız.)











    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3438

    Datça'da Hızır Orucu Açma Lokmamız.

    DATÇA CEMEVİ HIZIR ORUCU AÇMA LOKMAMıZ.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi'nde 10 Şubat 2015 Salı Günü Akşamı yönetim kurulu, üyeler ve Datça'lı canlarla birlikte Hızır Orucu Açma Lokması yenildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi'nde 10 Şubat 2015 Salı Günü Akşamı Kurum Dedesi Nihat Yoleri konuşma ve duaları ile, Zakir Dursun Alabalık deyişleri ile Datça'lı canlar ile birlikte oldular.


    (Video Görüntü için Tıklayınız.)


    RESİM GALERİSİ

        * Foto Galeri ve Slayt >>

    (Resmi Büyük Görmek için Lütfen Resimin Üzerine Tıklayınız.)





    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3437

    Hızır Orucu Datça'da

    HIZIR ORUCU DATÇA'DA!

    10-11-12 Şubat 2015 günleri Hızır Orucu tutulacaktır. 10 Şubat Salı günü saat 17.30’da Vakıf Merkezinde oruç açım yemeği verilecektir. Yemekte Hızır ile ilgili sohbet, dua ve zakir tarafından Duvaz-i İmam okunacaktır.

    Datça’daki canlarımızla 3 gün, akşamları Hızır Orucunda bir arada olmayı arzuluyoruz.

    13 Şubat 2015 Cuma günü Hızır Lokmamız saat 12.30 ‘ da Vakıf Merkezinde verilecektir. Cuma günü Hızır Bayramında tüm canlarla bir arada olmamız dileğiyle…

    Yönetim Kurulu Adına Başkan Murat YILDIRIM

    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3436

    Uğur Mumcu Datça'da Anıldı

    UĞUR MUMCU DATÇA'DA ANILDI. 27 Ocak 2015

    Evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu, ölümünün 22'nci yılında Datça'da törenle anıldı.

    UĞUR MUMCU DATÇA'DA UNUTULMADI

    Bombalı Suikast sonucu, 24 Ocak 1993'te yaşamını yitiren Araştırmacı Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, ölümünün 22 inci yıldönümünde Datça'da anıldı. Datça Demokrasi Platformu tarafından, Atatürk Caddesi üzerinde Berkin Elvan yontusu önünde Cumartesi günü düzenlenen anma etkinliğine CHP, HDP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Eğitim-Sen, Emekli-Sen ve KİGDER üyeleri katıldı. Datça Demokrasi Platformu adına hazırlana ortak basın açıklaması, Eğitim-Sen üyesi Nadi Çoban tarafından okundu.

    “Uğur Mumcu ve tüm devrim şehitlerini unutmadık-unutmayacağız” yazılı pankartın önünde gerçekleştirilen basın açıklaması sırasında, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

    1993 yılında Uğur Mumcu'nun yanı sıra, Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, Malatya-Bingöl karayolunda 35 er, Sivas Madımak Oteli'nde 33 kişi ve Lice Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın cinayetlerinin işlendiği hatırlatılan basın açıklamasında, Adnan Kahveci ve Turgut Özal'ın da şüpheli ölümler sonucu hayatlarını kaybettikleri hatırlatıldı.

    Sonrasında birçok cinayetin meydana geldiği vurgulanan açıklamada, “Uğur Mumcu ve onun gibiler, gününü ve geleceğini kapitalizm ile kurtarma çalışan bu ülkenin demokrasi tarihinde birer simgedirler, köşe taşlarıdırlar, çoban yıldızlarıdırlar. Bu nedenle, bundan sonraki tarihi örerken, iş bize düşüyor, çünkü onlar yapmaları gerekeni yapıp tarihteki yerlerini aldılar. Biz, tarihte doğru yerde konumlanabilecek miyiz?” denildi.


    ( ÖLDÜRÜLMESİNİN 22.YILINDA )
    UĞUR MUMCU’YU ANMA ETKİNLİĞİNİN BASIN AÇIKLAMASI

    “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Biz unutkan bir toplumuz, unutuyoruz olup bitenleri; unutuyoruz ve yakınları ölenleri kanlı gözyaşlarıyla baş başa bırakıyoruz. Haksızlıklar karşısında susanlar da insanlık suçu işlerler; unutmayalım ki cesur bir kez, korkak bin kez ölür. Önemli olan bir mezar taşı gibi susmamaktır.” 

    Farklı tarihlerde söylenen  bu sözler, 24 Ocak 1993’te otomobilin altına yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi üzerine hayatını kaybeden hukukçu, yazar, usta gazeteci, tutarlı  bir aydın olan Uğur Mumcu’ya ait.Mumcu’nun bu şekilde öldürülmesi daha sonra yaşanacakların da adeta ipuçlarını veriyordu. Nitekim aynı yıl içerisinde Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis,mayısta Malatya Bingöl karayolunda 35 er, temmuz ayında Sivas’ta Madımak Otel’inde 33 kişi,hemen  sonrasında Erzincan’ın Başbağlar’ında bir o kadar daha insan, Ekim 1993’te Lice’de Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın öldürülüyordu. Bunlara ölümleri çok şüpheli olan Adnan Kahveci’yi ve o dönemin cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı dahil etmedik. ( Bu insanların hemen hemen tamamının “devlet dersi”nde öldürüldüğü daha sonraki acı deneyimlerden anlaşılacaktı.)

    Peki sonrasında kimler vardı sırada, neler oldu? Saymakla bitmeyecek kadar çok şey oldu. Şu kadarını belirtelim: o tarihleri de kapsayan 15 yıllık dönem içersinde aslında failleri meçhul olmayan faili meçhul cinayetlerde 15 bin kişinin üzerinde insan öldürüldü.  Hapishanelerde,” hayata dönüş operasyonları” nda öldürülenleri buna eklemedik,  hükümetlerin,devletin başka gerekçelerle öldürdüklerini de … Bu karanlık ve kirli işleri bazen hükümet, bazen devlet, genellikle de ikisi birlikte planlayıp kotardılar.

    Derken bu kıskaçta, 2007’de, bedel ödeme sırası Hrant’a geldi. Geçtiğimiz günlerde, öldürülmesinin 8. Yılında andığımız Hrant, bizim gibi ülkelerde bu işlerin nasıl yürüdüğünü bize maalesef bir kez daha hatırlatmış oldu… Yetmedi, bu olaydan birkaç yıl sonra ( 2011’de ) Roboski’de 35 gencecik insan devlet –hükümet işbirliği ile katledildi. Bu anlattıklarımız 1993 ve sonrasına dair. 

    Peki, öncesi pir ü pak mı?

    Bir bütün olarak 20. Yüzyıla baktığımızda toplum olarak iyi bir yerde durduğumuzu söyleyebilir miyiz?  Yüzyılın başından, sonrasını özetlediğimiz 1990’lı yıllara kadar Nazım’ın dediği gibi  “güzel günler görebildik mi?”

    İttihat Terakki döneminde yaşananları yeterince biliyor muyuz? Biliyorsak bunlara onay verebiliyor muyuz? Dersim’de yaşananlara ne demeli? 1945 Tan matbaası baskını, 1948’de örneğin  Sebahattin Ali’nin öldürülmesi, 1955 6-7 Eylül olayları, 1977’nin 1 Mayıs’ında  İstanbul’da, 1978’den itibaren önce Malatya’da, sonra Maraş’ta, son olarak da Çorum’da yaşanan kıyımlar, siyasal cinayetler bu ülkenin dışında mı yaşandı? Darbeleri,onun önemli oranda tetiklediği diğer toplumsal  kıyımları unutalım mı?Jitem ,”ithal “olmayıp halis” yerli  üretim “değil miydi?( Sahi,Musa ANTER de  ensesinden vurularak öldürüldüğünde 74 yaşındaydı…)

    Böyle böyle geldik bugüne…

    Günümüzde başta Kürtler ve Alevilerle yaşanan hayati sorunlar, mücadelesini verdiğimiz , çözülmesini istediğimiz  biçimiyle mi çözülmeye çalışılıyor?Öyle ki,sınıf mücadelesinin ne kadar önemli olduğuna, bu yakıcı sorunlardan başımızı kaldırıp hak ettiği değerde  bakamıyoruz bile…

    Tekrar Uğur Mumcu için toplandığımızı hatırlarsak ;o, onun gibiler, gününü ve geleceğini kapitalizm ile  kurtarmaya çalışan bu ülkenin demokrasi tarihinde birer simgedirler, köşe taşıdırlar, çoban yıldızıdırlar.Bu nedenle, bundan sonraki tarihi örerken iş bize düşüyor;çünkü onlar yapmaları gerekeni yapıp tarihteki yerlerini aldılar.Biz, tarihte doğru yerde konumlanabilecek miyiz?.. 

     

     

                                             DATÇA DEMOKRASİ PLATFORMU  

     

                Öldürülmesinin 22.yılında Uğur Mumcu,24 Ocak 2105 Cumartesi günü,Datça’da –Berkin Elvan Anıtı önünde- kalabalık bir kitle katılımıyla anıldı.Datça Demokrasi Platformunun düzenlediği  anma etkinliğinin basın açıklamasını, platform bileşenlerinden Eğitim-Sen’in üyelerinden Nadi Çoban okudu.

                Umutsuzluğa yer vermeyen  Selda Bağcan parçalarından sonra  bu uğurda can verenler için  saygı duruşunda bulunuldu,basın açıklamasıyla anma etkinliği tamamlandı.

                Duyarlı bir sivil topluluğun katıldığı anmada alfabe sırasına göre şu kurumların temsilcileri bulundu:CHP, Datça-Betçe Sanat Topluluğu,Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi,HDP,Eğitım-Sen,Emekli-Sen,Kig-Der,Pir Sultan Kültür Derneği,Tüketiciler Derneği.                  

                                            DATÇA DEMOKRASİ PLATFORMU BİRLEŞENLERİ

     


    YEREL BASINİ

        * Yarımadanın Sesi Gazetesi Haberi >>


    RESİM GALERİSİ

        * Foto Galeri ve Slayt >>

    (Resmi Büyük Görmek için Lütfen Resimin Üzerine Tıklayınız.)




    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3435

    Danışma Kurul Toplantısı

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi İstanbul Üyeleri ile danışma kurulu toplantısı

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi, 17 Ocak 2015 Cumartesi Günü Saat: 14.00'de İstanbul'da bulunan üyeleri ile Danışma ve Bilgilendirme toplantısı düzenledi.

    Toplantıya, Genel Başkan Ercan Geçmez, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Kara ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi İstanbul'da bulunan üyeleri katıldı.

        

         

    HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ İSTANBUL ÜYELERİ İLE DANIŞMA KURULU TOPLANTISI

    17 OCAK 2015 SAAT: 14,30 OKMEYDANI CEMEVİ

     

     

         GÜNDEM:

     

    1 -  2O14 Yılının faaliyetlerinin görüşülmesi.

    2 -  2015 yılına ait faaliyetlerinin belirlenmesi.

    3 -  2015 yılının tahmini bütçe görüşülmesi.

    4 -  Vakıfla ilgili genel konuların görüşülmesi.

     

           Toplantımızın divanı oluşturuldu.

           Başkan: Vedat KARA (Ankara Genel Merkez Yönetim Kurul Üyesi)

           Üyeler: Cemalettin KÖSE,  Duran EKMEN

          Divan başkanı toplantıyı açtı, Genel bir konuşma yaptı. Toplantıyı ziyaret eden Vakf Genel Başkanı Ercan GEÇMEZ'E söz verdi. Ercan Geçmez, Vakıfla ilgili sorunlara,

    yapılan ve yapılması gerekenlere değindi. Gündemde olan konularla ilgili detaylı bir konuşma yaptı.

     

          Vakfımızın Datça şb. Başkanı Murat Yıldırım: Vakfımızın sorunlarıyla ve yapılan çalışmalarla ilgili genel bir konuşma yaptı.2014 yılı çalışmalarını detaylı anlattı.2015'de yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verdi.

     

           Hatun Yıldız: Genel olarak töre ve adetlerimizi unutmayalım kin, nefreti söylemlerimize almayalım, çocuklarımıza Alevliğin güzelliğini ritüellerini öğretelim dedi.

     

           Fatma Tokgöz: Vakıfların kuruluşundan bu güne kadar fazlada bir gelişme sağlayamadığımızı, örgütlülük adına, beklen yerde olamadığımızı anlattı. Toplumsal gelişme olarak sanki daha da gittiğini, kadınlarımızın, gençlerimizin örgütlenmede olmalarının

    çok önemli olduğunu söyledi.

     

         Zübeyt Çelik:Sünni öğretisinin Aleviliği dar bir kalıba sokup, Aleviliğin sosyal konulara bakışını çalışıyor. Bu oyuna gelmenin sakıncalarını sürekli anlatılmasını söyledi.9 Şubat 2015 günü yapılacak Eğitim boykotuna tüm arkadaşların katkıda bulunmasının çok önemli olduğunu söyledi.

     

         Hasan Tokgöz: Vakıfların, derneklerin başkanlarının birbiriyle barışık olmalarını,

    üst kurumların birlik beraberliği sağlamalarını vurguladı.

     

         Hüseyin Ekinci: Diyanet İşleri Başkanlığını irdeledi, Demokresi ve laiklik üzerine yoğunlaşmamız gerektiğini söyledi.

     

          Diğer katılan arkadaşlarda görüşlerini kısaca anlattı.

          Divan Başkanı: Vedat Kara genel toparlayıcı konuşma yaptı. Örgütlenmede çok

    başarılıolamayışımızın kendi içimizden gelenlere gereken değeri vermediğimizi, Alevi Vakıf ve derneklerinin 1990-92 yıllarında kurulma başladığını, daha öncesinde alevi olduğumuzu söylemekten çekindiğimizi. Bundan sonra ne yaparız nasıl daha üyelerimizle, örgütümüzle birlik beraberliği sağlarız bunların çalışmalarını yaptıklarını

    söyledi.  Bazı üyeleri sorularını yanıtladı. Toplantının çok güzel geçtiğini katıldığı kurul toplatılırından daha fazlasını bulduğunu vurguladı. Bizde kendisine Toplantımıza katıldığı, sakin, hoş anlatımıyla düşüncelerini bilgilerini bizimle paylaştığı için teşekkür

    ederiz.

          Başkan Murat Yıldırım teşekkür ve kapanış konuşmasını yaptı. Toplantı herkesin

    memnuiyeti içinde sona erdi.

     

       Toplantıya Katılan Üyeler:                                HüseyinYıldız

    Cemalettin KÖSE                                                    Şahhahım YILDIRIM

    Hüseyin ASLAN                                                     Veli TOKGÖZ

    Naim KAYA                                                           Murat YILDIRIM

    Hüseyin EKİNCİ                                                     Zübeyt ÇELİK

    Hasan TOKGÖZ                                                     Mehmet GÖRÜL

    Fatma TOKGÖZ                                                     Naciye ASLAN

    Hatun YIDIZ                                                           Ağgül YILDIZ

     


    HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI

    DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ

     

    26/06/2014  - 31/12/2014 TARİHLERİ ARASI GERÇEKLEŞTİRİLEN FAALİYETLERİMİZ

    20/06/2014 tarihinde yapılan 2. Olağan Kongremizden sonra, Yönetim Kurulumuz toplanarak kendi arasında görev dağılımı yapmış ve faaliyetlerine devam etmiştir. Bu tarihten itibaren faaliyetlerimiz aşağıdadır:

    • 2 Temmuz 2014 tarihinde Sivas Katliamı’nın anması Datça’daki diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, önce yürüyüş ardından Cumhuriyet Meydanı’ndaki basın açıklamasıyla gerçekleştirilmiştir.
    • 7 Temmuz 2014’te Vakıf merkezimizde Danışma toplantısı gerçekleştirdik.
    • 2-3 Ağustos 2014 tarihlerinde 5. Hızırşah Etkinliği’ni gerçekleştirdik. Etkinlik Hızırşah’da açılış, Dilek Tepesi’ni ziyaret, Kültür Merkezi’nde yapılan “Geçmişten günümüze alevi inanç merkezlerli” konulu panel ve Amfi tiyatroda yapılan halk müziği konserinden oluştu.
    • 16-17 Ağustos 2014’te vakıf şubesi olarak Uluslar arası Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği’ne katıldık.
    • 22 Ağustos 2014 tarihinde Cumhuriyet Meydanı’nda Alevilerin istek ve sorunlarına ilişkin diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte basın açıklaması yaptık.
    • 24 Ağustos 2014 tarihinde üyelerimizle vakıf merkezimizde kahvaltılı toplantı gerçekleştirdik.
    • 1 Eylül Dünya Barış gününü Datça’daki diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Datça Cumhuriyet Meydanı’nda kutladık.
    • 28/08/2014 – 30/10-2014 tarihleri arası her Perşembe akşamı inanç konusunda dedelerimiz ve canlarımızla sohbetler gerçekleştirdik.
    • 05/10/2014 tarihinde merkezimizde Kurban Bayramı bayramlaşmasını gerçekleştirdik.
    • 12/10/2014 tarihinde Eğitimde Hak İhlallerine karşı Ankara’da yapılan mitinge katıldık. Mitinge gitmeden önce Datça’da basın açıklaması yaptık.
    • 25/10/2014 tarihinde Yas-ı Matem orucunun başlaması ile vakıf merkezimizde oruç açım lokmalarımızı 12 gün boyunca paylaştık. Lokma paylaşımlarının ardından dedemiz Nihat YOLERİ’nin sohbet ve gülbentlerine  zakir Dursun ALABIK ağıt ve deyişleriyle katıldı.
    • 10 Muharrem’de Hızırşah Külliyesi’nde Kerbela Şehitlerini andık.
    • 06/11/2014 günü aşure lokmamızı Datça halkı ile paylaştık.
    • 19/12/2014 günü Maraş Katliamının 36. Yıl anmasını Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde Datça Pir Sultan Abdal Derneğiyle birlikte gerçekleştirdik. Datça Emek Platformunun da katıldığı panelle anmamızı gerçekleştirdik.
    • Cemevimiz için plan değişikliğini Ankara’da takip etmekteyiz.

    RESİM GALERİSİ

        * Foto Galeri ve Slayt >>

    (Resmi Büyük Görmek için Lütfen Resimin Üzerine Tıklayınız.)




    http://haber.datcahacibektas.org/news_detail.php?id=3434