23 Ağustos 2017 Çarşamba

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLİĞİ VE MUĞLA'NIN İLK CEMEVİ AÇILIŞI DATÇA'DA YAPILDI.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nin, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığı’nın katkılarıyla gerçekleştirdiği Hızırşah Etkinlikleri’nin 8. Si bu yıl 29-30 Temmuz 2017 tarihlerinde gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında bu yıl Muğla’nın ilk ve tek Cemevinin açılışı da Datça’da yapıldı. 


Etkinliğin açılışı, etkinliğin adını aldığı Hızırşah Köyü’ndeki Hızırşah Külliyei’nde gerçekleştirildi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi  Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda İnanç Önderi olan Nihat YOLERİ’nin gulbenkiyle başladı


Açılışta Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi  Cemevi Başkanı Murat YILDIRIM bir konuşmasını yaparak, bir etkinliği 8.Yaşına getirmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını söyleyerek, 2010 yılından beri kendilerinden desteklerini esirgemeyen Datça Belediye Başkanı Gürsel UÇAR’a, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman GÜRÜN’e, emek veren, katkı sunan tüm canlara teşekkür etti. 


Datça Belediye Başkanı Gürsel UÇAR, İstanbul Milletvekili Gülay YEDEKÇİ ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer BAŞ’ında konuşma yaptığı açılış töreninde ortak tema barış, kardeşlik ve hoşgörüydü. Hızırşah da ki ikramların ardından Muğla’nın ilk ve tek Cemevinin açılışı için Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nin alt katında yapılan Cemevi’nin açılış törenine geçildi.


Cemevi Açılış törenine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman GÜRÜN, İstanbul Milletvekili Gülay YEDEKÇİ, Datça Kaymakamı Vehbi BAKIR, Datça Belediye Başkanı Gürsel UÇAR, CHP Muğla İl Başkanı Mürsel ALBAN, CHP İstanbul Fatih ilçesi İlçe Başkanı Soner ÖZİMER, İstanbul Fatih Belediye Meclisi CHP Grup Başkan vekili ve meclis üyesi aynı zamanda Erikli Baba Dergahı başkan yardımcısı Kazım AKŞAHİN, CHP Fatih eski ilçe başkanı Ahmet KÜREKLİ, CHP Fatih eski Meclis Üyesi Aziz YILMAZ, Datça Belediye Başkan Yardımcısı İnci BİLGİN, Datça Belediyesi Mecllis Üyesi Hayriye BALKAN, Cumhuriyet gazetesi yazarı Miyase İLKNUR, Prof Dr. Bedriye POYRAZ, Prof. Dr. Ali YAMAN, Mimar Sevilay MİSER, Beyklikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda halk müziği sanatçısı Leyla ÜNVER, Halk Müziği Sanatçısı Ekrem ATAER, yazar Ece ATAER, HBVAKV Genel Başkanı Tuncer BAŞ, HBVAKV Çekmeköy Şube Başkanı Muzaffer AKKOL ve geniş bir halk kitlesi katıldı. 





Yapılan konuşmaların ardından  Cemevi’nin açılışı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman GÜRÜN, Datça Kaymakamı GVehbi BAKIR, Datça Belediye Başkanı Gürsel UÇAR, İstanbul Milletvekili Gülay YEDEKÇİ ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer BAŞtarafından yapıldı. Cemevi'nin bölümlerinin gezilmesinin ardından cemevi’nde pişirilen lokmalar gelen misafirlerle paylaşıldı.


Etkinliğin ikinci gününde Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde “Alevilikte Söylemler, Semboller, Simgeler” konulu panel gerçekleştirildi. HBVAKV İstanbul Çekmeköy Şube Başkanı Muzaffer AKKOL’un moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Prof. Dr Ali YAMAN, Prof Dr. Bedriye POYRAZ ve Mimar Sevilay MİSER panelist olarak katıldılar. Yoğun bir ilginin olduğu panele İstanbul Milletvekili Gülay YEDEKÇİ de katıldı. 


Etkinlik Datça Anfi tiyatroda gerçekleştirilen Leyla ÜNVER ve Ekrem ATAER’in  sahne aldığı ücretsiz halk müziği konseriyle sona erdi. Anfi tiyatronun dolup taştığı konser öncesin HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat YILDIRIM ve İstanbul Milletvekili Gülay YEDEKÇİ kısa birer konuşma yaptılar.



Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat YILDIRIM'ın Mesajı:

Değerli konuklar,
Bu sene 8. Sini gerçekleştirdiğimiz Hızırşah Etkinliklerimizin açılışına hepiniz hoş geldiniz.  Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlarım.
Sevgili canlar; insanların İnançları doğrultusunda ibadet edebilmesi, insani bir haktır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde de bu yazılıdır ve bizim ülkemiz de bunun altına imza atmıştır.
Ancak bizler bu haktan mahrum edilmekteyiz. Yıllardır sürdürülen asimilasyon politikaları yetmez gibi türbe, dergâh, Cemevi gibi kutsal mekânlarımızın son yıllarda hızla camiye dönüştürülmesi, bizleri incitmektedir.

Tarihten günümüze dek ayakta durabilen İbadethanelerimiz bir yandan yok edilirken,
Bir yandan da inanç özgürlüğü adına yeni cemevlerimiz bizlerle buluşmaktadır.
İşte bugün Muğla’nın ilk ve tek cemevinin açılışını yapacağız.
Alevilerin temel isteği bu ülkede “EŞİT YURTTAŞ” olmaktır. İnanç merkezlerimizin statüsünün yasallaşmasından öte
bizler, devletin din hizmetlerinden elini tamamen çekerek herkesin kendi inancını özgürce yaşamasına izin vermesini istemekteyiz.
Hızırşah Külliyesi, 2010 yılında vakfımızın gayreti ve belediyemizin yardımlarıyla
adeta çöplüğe dönmüş olan metruk bir yapıyken;
sözde gönüllü bir inşaat ustasınca,
SİT alanında bulunmasına rağmen güya restore edilerek;
yapının Alevi kimliği yok edilmeye çalışılmış, mezar taşları kırılmış ve kaybedilmiştir.
Öyle ki; Alevi dergâhlarının en önemli unsurlarından olan ve 500 yıllık bir tarihe sahip olan "Eşik Taşı" bu kıyımda söküldüğü halde, tarafların ifadesine göre hala "nerde olduğu bilinmemektedir."

Bizler bu haksız uygulamalara karşı hakkımızı sonuna kadar hukuk önünde arıyoruz ancak bu süreçte herkesin de dikkatini çekmek istediğimiz asıl konu: Bu tip dönüştürmelerle talan edilen sadece ALEVİ inanç merkezleri değil, ülkemizin tarihi ve kültürel mirasıdır.
Değerli canlar,
Biz Alevilerin tek isteği, inanç özgürlüğü ve kimliğimizin kabulüdür. Bizlerin beklentisi olduğumuz gibi kabul edilmektir.
Birlik ve dayanışmaya en çok ihtiyacımız olan 8. Hızırşah etkinliğimize ve bugün açılışını gerçekleştireceğimiz cemevinin açılmasına kadar geçen süreçte, bizden maddi, manevi destek ve katkılarını esirgemeyen başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Osman GÜRÜN ve Datça Belediye Başkanı sayın Gürsel UÇAR ile, Muğla ve Datça belediyelerimizin tüm personellerine, Vakfımıza emek veren, destek veren, gönül veren tüm canlarımıza ve tüm kurumlarımıza ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilir, şükranlarımı sunarım

Murat Yıldırım
HACIBEKTAŞ Veli Anadolu Kültür Vakfı

Datça Şubesi Cemevi Başkanı

FOTO GALERİ:





































HÜRRİYET GAZETESİ 30 TEMMUZ 2017


Muğla’nın ilk cemevi, Datça’da açıldı


Muğla’nın ilk cemevi, Datça’da açıldı

Muğla genelinde bir ilk olan, cemevinin açılış törenine, Datça Kaymakamı Vehbi Bakır, CHP’li Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, CHP’li Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar ve çok sayıda Datçalı katıldı. Ecevit Kültür Merkezi’nin alt katında, Datça Belediyesi tarafından tahsis edilen ve Muğla Büyükşehir Belediyesi ile bazı gönüllerin maddi katkıları ile tefriş edilen salon, Datça’daki alevi yurttaşların ihtiyaçları için hizmet verecek. Yaklaşık 420 metrekarelik salon, yapılan tadilattan sonra, kütüphane, mutfak, yemekhane, kurs odaları ve yönetim odasının yanı sıra cemevine dönüştürüldü.

"GÖZLER BİZİ GÖRMÜYOR"

Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş açılış töreninde yaptığı konuşmada; devletin, cemevilerini birer ibadethane olarak tanıması gerektiğini söyledi. Baş, "Şu an kendi var ama adı yok bir mekanın açılışını yapıyoruz. Çünkü çağdaş bir hukuk devletinde adı olan şeyin, bir kütüğü ve o kütükte kaydının olması lazım. Kısaca yasada karşılığı olmalıdır. Cemevilerinin yıllarca ibadethanemiz olması yönünde mücadele sürdürüyoruz. Ama gözler bizi görmüyor, kulaklar duymuyor. Oysa laik ve demokratik bir devlette, devletin bütün inançlara kör ve sağır olmasını beklenir. Bütün yurttaşlarına, dini inancı veya kimliği üzerinden değil kimlik numarası üzerinden yaklaşması gerekiyor. Çünkü devlet siyasal bir örgütlenmedir, yurttaş bu siyasal örgütlenmenin bir bireyidir. Hani dine inandığı, hangi etnik kökenden geldiğinin önemi yoktur" dedi.

"BİZE İNANCIMIZI TARİF ETMEYİN"

Devlet ile yapılan toplantılarda, sürekli kendilerinden, inançlarının tarif edilmesinin istendiğini hatırlatan Baş, "Bize inancımızı tarif ettirmeyin. Bize tarif de etmeyin. Dedelerimize eğitim de vermeyin. Biz bunları istemiyoruz. Siz, yasal olarak cemevilerimizi tanıyın. Karşımıza tekke ve zaviyeler kanununu engel olarak çıkartıyorlar. Türkiye’de ibadethanelerin tanımı yasada dört madde olarak belirtiliyor. Sinagog, kilise, havra, camii-mescit Biz yasaya ’ve diğerleri’ ibaresinin eklenmesini istiyoruz ki, sorun kökünden çözüme kavuşacaktır. Biz bu ülkede adalet istiyoruz" diye konuştu.

OYBİRLİĞİ İLE TAHSİS EDİLDİ

Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar ise, belediyelerin var oldukları kentlerde insanların yaşamını kolaylaştırıcı hizmetler sunarak, halkın daha iyi yaşaması ve daha mutlu olmasına aracılık yapmaları gerektiğini söyledi. Başkan Uçar, "İnsanların kendi ibadetini yapması, huzur bulmasını sağlar. Vakfın, yer talebine bu nedenle gönülden destek verdim. Sadece ben değil, belediye meclisindeki tüm üyelerin oy birliği ile bu yeri vakfa tahsis ettik. Buranın yapılmasına emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi.

"TOPLUMDA EŞİTSİZLİKLER VAR"

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün de konuşmasında, Datça’da bir cemevinin açılıyor olmasının mutluluk verici olduğuna dikkat çekti.

Datça’da daha önce, iki dönümlük bir araziye cemevi yapılabilir mi diye bazı girişimlerde bulunduklarını hatırlatan Gürün, "Datça, Özel Çevre Korumu Alanı olduğu için bir aşama kaydedemedik. Datça Belediyemiz burayı mekan olarak tahsis etti. Biz de, bize düşen ne varsa onu yerine getirmeye çalıştık. Bizim için çok büyük bir mutluluk. Burada ihtiyaç duyulan; hemşerilerimizin beli bir bölümünün, ’mutlak olması gerekli’ diye düşündüğü, fakat yıllardır yapılamayan bir ibadet mekƒnının hayata geçirilmesine katkıda bulunmamız, bizim için mutluluk vericidir" dedi.

Türkiye’de, toplumda adaletsizliklerin yaşandığını ifade eden Gürün, " Toplumda eşitsizlikler var. Olması gereken ile olan arasında farklılıklar var. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Anayasada tarifi; laik, demokratik, hukuk devletidir. Bütün kurum ve kuruluşlarımızın ve bütün yönetenlerimizin bu ilkeler çerçevesinde kararlar alıp uygulaması ve Türkiye’de yaşayan bütün etnik grupların veya inanç sahiplerinin ihtiyaçlarına eşit mesafede olması gereklidir" dedi.

Konuşmaların ardından Alevi dedesi tarafından okunan dualar eşliğinde cemevinin açılışı yapıldı.

14 Temmuz 2017 Cuma

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ VE CEMEVİ AÇILIŞI 2017



HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI 
DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ VE CEMEVİ AÇILIŞI

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nin, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığının katkılarıyla gerçekleştireceği Hızırşah Etkinliklerinin 8. si ve Datça Cemevimizin açılış töreni bu yıl 29-30 Temmuz 2017 tarihlerinde yapılacaktır.

PROGRAM

29 TEMMUZ 2017 CUMARTESİ

13.30     : Hızırşah Etkinliği Açılış Töreni / Hızırşah Külliyesi/DATÇA
15.30     : HBVAKV Datça Cemevi Açılış Töreni / Bülent Ecevit Kültür Merkezi Altı

30 Temmuz 2017 Pazar

13.30 : Panel  / Bülent Ecevit Kültür Merkezi/DATÇA
“Alevilikte Söylemler-Semboller-Simgeler”

Moderatör    : Muzaffer AKKOL (HBVAKV Çekmeköy Şube Başkanı)

Panelistler    : 

Prof. Dr. Ali YAMAN (Abant İzzet Baysal Üniversitesi)
Prof. Dr. Bedriye POYRAZ (Ankara Üniversitesi)
Sevilay MİSER (Mimar)
Eren YILDIRIM (HBVAKV Okmeydanı Cemevi Dedesi/İnanç Önderi)
Erdoğan SEZER ( Avrupa İnanç Kurulu Üyesi/ İnanç Önderi)

21.00 : Konser /  Datça Amfi Tiyatro
                
Ücretsiz Halk Müziği Konseri
                SANATÇILAR     :Ekrem ATAER
                                                   Leyla ÜNVER
                                                   Udi Yervant

KONUK SANATÇILAR     :
Gamze AKKUŞ İLGEZDİ (TBMM CHP Milletvekili)
Hilmi YARAYICI (TBMM CHP Milletvekili)

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ ONUR KONUKLARI  

Orhan SARIBAL                                (Bursa Milletvekili)
Hilmi YARAYICI                                (Hatay Milletvekili)
Ali ŞEKER                                           (İstanbul Milletvekili)
Gamze AKKUŞ İLGEZDİ                 (İstanbul Milletvekili)
Gülay YEDEKÇİ                                (İstanbul Milletvekili)
Yakup AKKAYA                                 (İstanbul Milletvekili)
Akın ÜSTÜNDAĞ                              (Muğla Milletvekili)
Nurettin DEMİR                                 (Muğla Milletvekili)
Ömer Süha ALDAN                           (Muğla Milletvekili)




HACIBEKTAŞ-I VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI 
DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ
8. HIZIRŞAH ETKİNLİĞİ VE DATÇA CEMEVİ AÇILIŞI
 BASIN AÇIKLAMASI

Merhaba Canlar;

Vakfımızda; Alevi-Bektaşi geleneğinin insan sevgisini, çağımız insanının en önemli gereksinimi olan dostluğu, karşılıklı güveni ve insan ilişkilerini düzenleyen demokratlığı, eşitliği, laikliği bulacaksınız.
Vakfımızda; mezhepçilik yapılmayacağı gibi, dil, din, ırk ve inanç ayrılığı da gözetilmeyecektir. Bizi bu çatı altında bir araya getiren ilke insana olan saygı ve sevgidir. İnsanı, şu ya da bu kalıba uyduğu için değil, salt insan olduğu için seviyoruz. Ancak, Atatürk'e ve laik Cumhuriyet ilkelerine bağlılıktan asla ödün vermeyeceğimizi ve bu ilkelere sahip çıkan herkesin dostumuz olduğunu özellikle vurgulamak isteriz.

Şunun da altını çizeriz ki;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Alevi – Bektaşi kültürünü sonsuza dek yaşatmak için elimizden gelen tüm çabayı göstermeye kararlıyız.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın amaçları, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, laik ve demokratik ilkeler üzerine inşa edilmiştir.

Gerçek yol göstericinin bilim olduğuna inanıyoruz.

Geçmişle ilgili olarak kimseye küskünlüğümüz, kırgınlığımız ve düşmanlığımız yoktur. Günümüzü dostluk içerisinde yaşamak, yaşam biçimimizle geleceğe örnek olmak istiyoruz. Çatımız altında yobazlığa ve zorbalığa da yer yoktur.

Kimsenin alternatifi değiliz. Biz, Alevi-Bektaşi’yiz. Bizi tanımadan hüküm vermeyiniz, tanımak için bize sorunuz. Açıklama yapmaktan mutluluk duyarız. 

Bilerek veya bilmeyerek Alevi-Bektaşiliği yok sayanlar; günümüzde etkinliğimizi göz ardı edenler; günümüz ve gelecekteki laik Türkiye Cumhuriyeti ile Atatürkçülüğün güvencesi olduğumuzun bilincine varamayanlar bizden değildir.

İlkelerimizi benimsiyorsanız gelin kucaklaşalım, güçlenelim ve kültür zenginliğimizi koruyup çoğalalım. 

Sizin için kapımız sonuna dek açık; korkmadan, çekinmeden girin içeri.

Sevgili canlar; insanların İnançları doğrultusunda ibadet edebilmesi, Ülkemizin de altında imzası bulunan insan hakları evrensel beyannamesince de tanımlandığı gibi insani bir haktır. Ancak bizler bu haktan mahrum edilmekteyiz. Yıllardır sürdürülen asimilasyon politikaları yetmez gibi türbe, dergâh, Cemevi gibi kutsal mekanlarımızın son yıllarda hızla camiye dönüştürülmesi, bizleri incitmektedir.
Alevi-Bektaşi inancına, inanç merkezlerine, kültürüne karşı takınılan bu yok sayan tutum ilk değildir ve ne yazık ki; güdülen bu yanlı politika ve inancımıza bakış değişmediği sürece son da olmayacaktır. Etkinliğimize de ismini veren, ve yedi senedir lokmalarımızı dağıtıp bir araya gelerek inanç ve kültürümüzü anlatma ve yaşatmaya çalıştığımız Hızırşah dergahı da son yıllarda adeta tarihin bilgi, belge ve izlerini yok etmek istercesine "restorasyon" adı altında, talan edilmiştir.

2010 yılında vakfımız ve belediyemizin yardımlarıyla adeta çöplüğe dönmüş olan dış alanı temizlenen metruk bir halde ki yapı; SİT alanında bulunmasına rağmen sözde gönüllü bir inşaat ustasınca dergahın tahta döşemeleri sökülmüş ve seramikle kaplanmıştır.  Külliyenin bahçesinde yer alan Bektaşi mezarlarının taşları uygunsuz tasnif ve nakliye nedeniyle kırılmış çoğu kaybolmuştur. Bu yetmezmiş gibi Alevi dergahlarının en önemli unsurlarından olan ve yapılan araştırma sonucu 500 yıllık bir tarihe sahip olan "Eşik Taşı" da yine restorasyon adı altında gerçekleşen bu kıyımda söküldüğü halde, tarafların ifadesine göre "nerde olduğu bilinmemektedir."  
Hatırlatmak isteriz ki bu tip dönüştürmelerle talan edilen sadece ALEVİ inanç merkezleri değil, ülkemizin tarihi ve kültürel mirasıdır.

Bu yıl 8.sini gerçekleştireceğimiz Hızırşah etkinliğimiz kapsamında başta Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Osman GÜRÜN ve Datça Belediye Başkanı sayın Gürsel UÇAR’ın katkılarıyla Muğla’mızın ilk ve tek Cem Evinin açılışını da yapacağız. Cemevi yerinin Datça Belediyesi tarafından tahsis edilmesinden bu yana geçen yaklaşık 1,5 senelik süreçte yoğun bir tadilat süreci geçirdik. Bu süreçte Cem evimizin oluşmasından gerek maddi gerekse de manevi ve gerekse de bizzat alın teriyle katkı sunan tüm canlarımıza teşekkürü borç biliriz.

8 yıl boyunca Hızırşah Etkinlikleri kapsamında bizden maddi, manevi destek ve katkılarını esirgemeyen başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığı ile belediyelerimizin değerli personeli olmak üzere tüm kurum, kuruluş ve şahıslara teşekkürü bir borç bilir, şükranlarımızı sunarız. 
Gün birlik günüdür.
                                                                        Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
                                                                                 Datça Şubesi Cemevi Yönetimi

7 Temmuz 2017 Cuma

Datça Cemevi yararına, KERMESE DAVET

4 Temmuz 2017 Salı

Sivas Katliamı'nın 24. Ve Çorum Katliamı’nın 37.yıl dönümü anma Programı Datça'da Yapıldı.

Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça  Şubesi Cemevi,  Eğitim Sen, Emekli Sen, Birleşik Haziran Hareketi, Datça Kadın İş Gücü Derneğini ve Birleşik Haziran Hareketi’nin Ortaklaşa Hazırladığı Sivas Katliamı'nın 24. Ve Çorum Katliamı’nın  37.yıl dönümü anma Programı 2 Temmuz 2017 Pazar Günü Saat 19.30’da  Datça Cumhuriyet Meydanı’nda Yapıldı. 

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi, saat 19.30 da Datça Cumhuriyet Meydanı’nda bir basın açıklaması yaparak, 24 yıl önce Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 insanı andı. 




Datça Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan anmaya, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi, Eğitim-Sen, Emekli-Sen, Birleşik Haziran Hareketi’nden çok sayıda insan katıldı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat Yıldırım, yaptığı açıklamada, “Madımak Katliamının 24.yılında yine inadına deyişlerimizi söylemeye, semahlarımızı dönmeye devam ediyoruz, edeceğiz” dedi.
Madımak Katliam’ının insanlık tarihinin en vahşi katliamlarından bir olduğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
“2 Temmuz 1993 tarihinde ülkemizin üzerinde yaşatılan kara günün, tam tamına 24. Yılındayız. Bizler o günden beri sürdürdüğümüz mücadeleyi aynı kararlılıkla, aynı güçle sürdürüyoruz. İnsanlık tarihinin en vahşi katliamlarından biri olan Madımak Katliamının 24. yılında da aynı aydınlık yüzlerimizle, yanan yüreğimizle bugün buradayız. Ta ki bu bozuk düzenin çarklarını çeviren zatlar, ötekileştirilen, katledilen bedenini ölüme yatıran canlarla yüzleşinceye kadar. Ta ki Koray Kaya gibi, Serkan Doğan gibi, Gülsüm Karababa gibi, Muhlis Akarsu gibi, Hasret Gültekin gibi, Sivas’ın aydınlık yüzü olan 33 canımızın üzerlerinden kara dumanlar kalkıncaya kadar. Acımız, Hak ve Hakikat arayışımız sürüyor sürecek. Bizleri katleden karanlığınıza inat, 24. yılında da Madımak Otelinin Utanç Müzesine dönüştürülene dek, çığlıklarımızı atmaya bu güruhları lanetlemeye devam edeceğiz.
“BUGÜNKÜ KARANLIK GÜNLER, O GÜN CANLARIMIZI BİZDEN ALANLARIN ESERİDİR”
Bilinsin ki bugün içinde bulunduğumuz karanlık günler; o gün canlarımızı bizden alanların eseridir. O gün pirimiz Pir Sultan Abdal’ın heykelini yerlerde sürükleyenler, bugün KHK ve OHAL zulmü ile kamu emekçilerini işlerinden ediyorlar. KHK ve OHAL’e karşı direnenleri ise tutuklayıp ölüme terk ediyorlar. Halkımızı açlığa sefalete sürüklüyorlar. O kara günde Madımak Otel’inde 33 Canımızı bizden alanlar, bugün de aynı karanlık zihniyet ile sokak ortasında gençlerimizi katlediyorlar. Gençlerimizi hedef alarak Gazi’de, Nevroz alanında, sokak ortasında, evlerimizde, geleceğin aydınlık yüzlü gençlerimizi bizlerden kopartıyorlar.
“CANLARIMIZI BİZDEN ALANLAR, BUGÜN KATİLLERE ÖDÜL GİBİ CEZA VERİYORLAR”

O Yangında, canlarımızı bizden alanlar, bugün Dilek Doğan’ın katillerine, Berkin Elvan’n Ethem Sarısülük’ün, Cemevimizde katledilen Uğur Kurt’un katillerine ödül gibi cezalar veriyorlar. O kara günde canlarımızı bizden alanlar, inancımızın varlığını kabul etmeyenler, bugün de gerici eğitim sistemleri ile ‘Zorunlu Din Dersleri’ zulmü ile Diyanet denilen kör kuyuları ile gençlerimizi asimile etmeye devam ediyorlar.”
“Unutmuyoruz ve asla unutturmayacağız” denilen açıklamada, “Kerbela’ dan bu güne inancımızın dönülmez yolunda yürümeye devam edeceğiz. Her katliamın birbiri ile bağlantılı olduğunu görerek 2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde yaşadığımız katliamın aydınlatılmamasından kaynaklı Gazi’yi, Suruç’u, Ankara’yı, Taksim’i, Antep’i, Reina’yı yaşadığımızı biliyoruz. Ve diyoruz ki: Hak ve Hakikat, Adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Katliamlar aydınlatılana kadar mücadelemizden asla geri adım atmayacağız” ifadeleri kullanıldı.



CEMEVİ BAŞKANI MURAT YILDIRIM'IN MESAJI:


Değerli canlar,           
Madımak Katliamının 24.yılında yine inadına deyişlerimizi söylemeye, semahlarımızı dönmeye devam ediyoruz, edeceğiz.

           2 Temmuz 1993 tarihinde ülkemizin üzerinde yaşatılan kara günün, tam tamına 24. Yılındayız. Bizler o günden beri sürdürdüğümüz mücadeleyi aynı kararlılıkla, aynı güçle sürdürüyoruz.  İnsanlık tarihinin en vahşi katliamlarından biri olan Madımak Katliamının 24. yılında da aynı aydınlık yüzlerimizle, yanan yüreğimizle bugün buradayız.


Ta ki bu bozuk düzenin çarklarını çeviren zatlar, ötekileştirilen, katledilen bedenini ölüme yatıran canlarla yüzleşinceye kadar. 

          Ta ki Koray Kaya gibi, Serkan Doğan gibi, Gülsüm Karababa gibi, Muhlis Akarsu gibi, Hasret Gültekin gibi, Sivas’ın aydınlık yüzü olan 33 canımızın üzerlerinden kara dumanlar kalkıncaya kadar. Acımız, Hak ve Hakikat arayışımız sürüyor sürecek.

          Bizleri katleden karanlığınıza inat, 24.yılında da Madımak Otelinin Utanç Müzesine dönüştürülene dek, çığlıklarımızı atmaya bu güruhları lanetlemeye devam edeceğiz.
        Bilinsin ki bugün içinde bulunduğumuz karanlık günler; o gün canlarımızı bizden alanların eseridir. O gün pirimiz Pir Sultan Abdal’ın heykelini yerlerde sürükleyenler, bugün KHK ve OHAL zulmü ile kamu emekçilerini işlerinden ediyorlar. KHK ve OHAL’e karşı direnenleri ise tutuklayıp ölüme terk ediyorlar. Halkımızı açlığa sefalete sürüklüyorlar.

       O kara günde Madımak Otel’inde 33 Canımızı bizden alanlar, bugün de aynı karanlık zihniyet ile sokak ortasında gençlerimizi katlediyorlar. Gençlerimizi hedef alarak Gazi’de, Nevroz alanında, sokak ortasında, evlerimizde, geleceğin aydınlık yüzlü gençlerimizi bizlerden kopartıyorlar.
     O Yangında,(YAN(G) IN)  canlarımızı bizden alanlar, bugün Dilek Doğan’ın katillerine, Berkin Elvan’n Ethem Sarısülük’ün, Cemevimizde katledilen Uğur Kurt’un katillerine ödül gibi cezalar veriyorlar.

      O kara günde canlarımızı bizden alanlar, inancımızın varlığını kabul etmeyenler, bugün de gerici eğitim sistemleri ile ‘Zorunlu Din Dersleri’ zulmü ile Diyanet denilen kör kuyuları ile gençlerimizi asimile etmeye devam ediyorlar.

 Bizler O kara günde olduğu gibi bugün de, ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılan tek adam rejimine karşı, laik, demokratik bir ülke özlemimizi haykırmak için bugün burdayız. Unutmuyoruz ve asla unutturamayacaksınız. Bizlerden aldığınız tüm canlarımıza ışık olmaya, onları anmaya devam edeceğiz. Kerbela’ dan bu güne inancımızın dönülmez yolunda yürümeye devam edeceğiz.
 Bizim Yol’umuz tarih boyunca karşı karşıya olan, zulüm karşısında adaletin, ezenlerin karşısında ezilenlerin, Muaviye’nin karşısında Şah-ı Merdan Ali’nin, Yezid’in karşısında 72 yaren yoldaşı ile direnen İmam Hüseyin’in, Dersimde Seyid Rıza’nın, Banaz'da Pir Sultan’ın yoludur. Günümüzün zalimlerine karşıda aynı inançla Yol’umuzda yürümeye devam edeceğiz.
           
Her katliamın birbiri ile bağlantılı olduğunu görerek 2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde yaşadığımız katliamın aydınlatılmamasından kaynaklı Gaziyi, Suruç’u, Ankara’yı, Taksim'i, Antep'i, Reina'yı yaşadığımızı biliyoruz.  Ve diyoruz ki: Hak ve Hakikat, Adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Katliamlar aydınlatılana kadar mücadelemizden asla geri adım atmayacağız.
           
       ‘Hayır’ Daha Bitmedi! Katliamlarınıza, karanlığınıza boyun eğmeyeceğiz" diyerek Geziden ‘Hayır’a giden birlikteliğimizden aldığımız güçle Madımak Oteli Utanç Müzesi olana kadar mücadelemizde, aynı kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.

       Katliamın 24. yılında Madımak Otelinde yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir kez daha alanlardayız.

Madımak Oteli Utanç Müzesi Olacak! Demek için,
Sivas’ın Işığı Sönmeyecek! Demek için, Tekçi Anlayışa Hayır! Demek için, Eşit Yurttaşlık Hakkı, Barış, Demokrasi, Özgürlük, Laiklik ve Adalet talebimizi haykırmak için,
Gelin Canlar, Bir olmak için bir siz eksiksiniz. Hadi diyelim bitsin bu zulüm.

        Murat YILDIRIM
HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Bşk.






Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça  Şubesi Cemevi,  Eğitim Sen, Emekli Sen, Birleşik Haziran Hareketi, Datça Kadın İş Gücü Derneğini ve Birleşik Haziran Hareketi’nin Ortaklaşa Hazırladığı “Çorum ve Sivas Katliamını Anma” ile ilgili Ortak Basın Açıklaması

Değerli basın mensupları; bu gün burada bu basın açıklamasını yapma                                               nedenimiz;1980 28 Mayıs ta başlatılan, Temmuz ayının ilk haftasına kadar devam eden Çorum Katliamını ve 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Sivas katliamını unutmadığımızı, bu katliamların içimizde kanayan bir yara olduğunu, içimizin hala acıdığını size ve kamu oyuna bildirme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
                                                                                               
Size Çorum katliamının nasıl başlatıldığını, yaşanan travmayı ve sonrasında neler olduğunu çok özetlenmiş haliyle anımsatmak istiyoruz. 1980 Bahar aylarında Amerikan büyük Elçiliğinde görevli CİA ajanı Robert Alexsander Pack; gerekçesi kamu oyu ile paylaşılmadan Çorum’a giderek yerel ve kamu görevlileri ile ayrıca MHP yöneticileriyle görüşür. Daha sonra Tokat ve Amasya da görüşmeler yapar. Bu; Çorum ile ilgili hazırlığı önceden yapılan katliam senaryosunda Amerikan parmağının olduğunun açık kanıtıdır.

 Ardından gündeme konacak senaryo ya karşı çıkması ihtimali olan Vali, Emniyet Müdürü, Milli Eğitim Müdürü ve onlarca Polis bölgeden uzaklaştırılır. Bu ve buna benzer hazırlıklar tamamlandıktan sonra  19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında kız Öğrencilerinin kıyafetleri bahane edilerek ,”İslamcı Gençlik” imzalı bildiri dağıtılır.27 Mayıs 1980 tarihinde Gün Sazak’ın öldürülmesi bahane edilerek bir gün sonra olayların başlangıç fitili ateşlenir.”Kana Kan, intikam” Sloganıyla başlatılıp Temmuz ayının ilk haftasına kadar devam eden olaylarda Kent Merkezinde Alevi ve Solculara ait Ev ve İş yerleri tahrip edilmiş, kırsalda yollara barikatlar kurularak, ele geçirdikleri Alevileri insan vicdanının kaldırmayacağı işkencelerden geçirerek  katletmişlerdir.

Bütün bunları yaparken Sünni inanışa mensup vatandaşları yanlarına çekebilmek ve yapılanları meşru göstermek için kamu araçlarından yapılan anonslarla, bildirilerle, Camiler den yapılan anonslarla  ve TRT de  “Aladdin Camisine patlayıcı madde atıldığını ve camiye ateş edilmesi sonucu olayların başladığı “ yalanını yayarak algı oluşturulmaya çalışılmış ve Cihat çağrıları yapılmıştır.1980 Temmuz ayının ilk haftasında olaylar bittiğinde ortaya çıkan bilanço 57 ölü,200 yaralı, tahrip edilerek yakılan 300 ev ve işyeridir. Nedendir bilinmez ama Çorum katliamı, kamu oyundan adeta gizlenmiş ve gereken tepki gösterilmemiş yada engellenmiştir. Olaylardan sonra büyük bir Alevi nüfus bölgeyi terk ettiği bilinmektedir. Bu katliam; hala Alevilerin ve duyarlı yurttaşların içinde kanayan yara olmaya devam ediyor. Çorum katliamı ile ilgili açılan davalarda Adalet yerini bulmamış ve sonuç tam bir fiyasko olmuştur.

Sayın Basın mensupları, değerli canlar; yıl 1993 Aylalardan 2 Temmuz Sivas’ta yapılacak 4.Pir Sultan Abdal şenlikleri için Vali tarafından davet edilen konuklar ve diğer katılımcılar Madımak Otelindedir. Bir gün öncesinden saldırı hazırlıklarını planlayan saldırganlar Cuma Namazından sonra ,önce Hükümet Konağına saldırıyor,Ardından; “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivas’ta yıkılacak”,”Yaşasın Şeriat”,”Laiklere ölüm” “Sivas Azize Mezar olacak” şeklinde sloganlar atarak Madımak Oteline yöneliyorlar.Önce Otelin önündeki araçlar yakılıyor,ardından yanlarında getirdikleri  bidonlarda ki Benzini Otelin içerisine atarak Otelde yangın çıkartıyorlar .Gericiler tarafından çıkartılan yangında 33 can yanarak yada dumanda boğularak yaşamını yitiriyor. Katledilen; Muhibe Akarsu  , Muhlis Akarsu  , Gülender Akça  , Metin Altıok  , Ahmet Alan  , Mehmet Atay  , Sehergül Ateş  , Behçet Aysan  , Erdal Ayrancı , Asım Bezirci  , Belkıs Çakır , Serpil Canik  , Muammer Çiçek  , Nesimi Çimen  , Serkan Doğan  , Hasret Gültekin , Murat Gündüz   , Gülsüm Karababa , Uğur Kaynar  , Asaf Koçak  , Koray Kaya  , Menekşe Kaya  , Handan Metin  , Sait Metin  , Huriye Özkan  , Yeşim Özkan  , Ahmet Özyurt  , Nurcan Şahin  , Özlem Şahin  , Asuman Sivri  , Yasemin Sivri  , Edibe Sulari  ve İnci Türk’ü huzurlarınızda saygıyla anıyoruz.

 Sivas katliamı davasında sanık avukatlarından birisi Refah Yol döneminde Adalet Bakanlığı yapan Şevket Kazandır. Sanık Avukatlarından 8 tanesi sonraki süreçlerde  AKP den  Milletvekili olmuştur.Davanın 9 firari sanığı için 13 Mart 2012 tarihinde yapılan duruşmada ;dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle  düşürülmesine karar verildiğinde zamanın Başbakanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı  “Hayırlı olsun “ diyerek dava ile ilgili düşüncesini kamu oyu ile paylaşmıştır.

Sayın Basın mensupları ,değerli canlar işte yüz yıllardan bu yana gericiler tarafından yapılan Alevi katliamları ve yine Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne Alevi ve Solculara yapılan gerici saldırılar günümüzde gelinen yola döşenen köşe taşlarıdır adeta.. çok zor ve sıkıntılı günlerden geçiyoruz.
Bu Basın açıklamasına imza atan Demokratik kitle örgütleri olarak;    
              
15 Temmuz darbe girişimi ve ardından yaşanan Olağanüstü hal ilanının yarattığı anti demokratik uygulamalardan , Parlamentonun devre dışı bırakılarak ülkenin KHKlerle yönetilmesinden ,Yanlış dış politikalar sonucu ülkemizin  Orta Doğu bataklığına sürüklenmesinden,Ülkemizde adı konmamış bir iç savaşın yanşıyor olması nedeniyle Anaların ağlamaya devam etmesinden,Milyonlarca  savaşı ve şiddeti yaşamış göçmenin;Alevilerin yaşadığı bölgelere yerleştirilme çabalarından, Demokratik Laik bilimsel eğitim ilkelerinden uzaklaşarak;Arapça harflerle eğitime geçmenin provalarının yapılmasından,İlk Okullara Mescit açma kararı ile Din dersinin zorunlu hale getirilmesinden,Eğitimin piyasalaşmasından, farklı düşüneni tasfiye etme anlayışı çerçevesinde kendinden olmayana yaşam hakkı tanınmamasından,Diyanetin dev bütçesiyle tüm inançlara hizmet etmek yerine tek bir inanç mensuplarına hizmet etmesinden,ölüme adım adım yaklaşan Semih ve Nuriye’nin  feryatlarına yanıt verilmemesinden ve bunlara benzer onlarca sorundan; yüzü aydınlanmadan yana olan her birey gibi bizlerde rahatsızlık duyuyor ve bu yanlışlardan hemen ,şimdi vazgeçilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz..

Bizler Demokrasinin; baskıcı, otoriter, Demokrasi dışı olağan üstü yöntemlerle sürdürülemeyeceği inancındayız. Ülkenin içerisinde bulunduğu zor koşulların daha çok Demokrasi, özgürlük, herkese ADALET ve iç barışın sağlanmasıyla aşılabileceğine inanmaktayız
.
Bizler eğitimin en temel insanlık hakkı olduğuna inanıyor, Demokratik laik bilimsel eğitim ilkelerinden vazgeçilmemesi gerektiğine şiddetle vurgu yapıyoruz.
    Bizler Devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması gerektiğine ve bu nedenle Diyanetin kapatılması gerektiğine öneriyoruz.

   Bizler HBVAKV ev sahipliğinde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu bileşenleri ile bağlı kurumları, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenleri(Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri) ile bağlı kurumlar ve Türkiye den ve değişik ülkelerden katılan Alevi örgütlerinin katılımıyla 2011 yılında gerçekleştirilen 1.Alevi Kurultayı sonuç bildirgesindeki taleplerin gerçekleştirilmesine vurgu yaparak, bu taleplerin ivedilikle hayata geçirilmesini istiyor,sizleri saygıyla selamlıyoruz.