14 Temmuz 2017 Cuma

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ VE CEMEVİ AÇILIŞI 2017



HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI 
DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ VE CEMEVİ AÇILIŞI

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi’nin, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığının katkılarıyla gerçekleştireceği Hızırşah Etkinliklerinin 8. si ve Datça Cemevimizin açılış töreni bu yıl 29-30 Temmuz 2017 tarihlerinde yapılacaktır.

PROGRAM

29 TEMMUZ 2017 CUMARTESİ

13.30     : Hızırşah Etkinliği Açılış Töreni / Hızırşah Külliyesi/DATÇA
15.30     : HBVAKV Datça Cemevi Açılış Töreni / Bülent Ecevit Kültür Merkezi Altı

30 Temmuz 2017 Pazar

13.30 : Panel  / Bülent Ecevit Kültür Merkezi/DATÇA
“Alevilikte Söylemler-Semboller-Simgeler”

Moderatör    : Muzaffer AKKOL (HBVAKV Çekmeköy Şube Başkanı)

Panelistler    : 

Prof. Dr. Ali YAMAN (Abant İzzet Baysal Üniversitesi)
Prof. Dr. Bedriye POYRAZ (Ankara Üniversitesi)
Sevilay MİSER (Mimar)
Eren YILDIRIM (HBVAKV Okmeydanı Cemevi Dedesi/İnanç Önderi)
Erdoğan SEZER ( Avrupa İnanç Kurulu Üyesi/ İnanç Önderi)

21.00 : Konser /  Datça Amfi Tiyatro
                
Ücretsiz Halk Müziği Konseri
                SANATÇILAR     :Ekrem ATAER
                                                   Leyla ÜNVER
                                                   Udi Yervant

KONUK SANATÇILAR     :
Gamze AKKUŞ İLGEZDİ (TBMM CHP Milletvekili)
Hilmi YARAYICI (TBMM CHP Milletvekili)

8. HIZIRŞAH ETKİNLİKLERİ ONUR KONUKLARI  

Orhan SARIBAL                                (Bursa Milletvekili)
Hilmi YARAYICI                                (Hatay Milletvekili)
Ali ŞEKER                                           (İstanbul Milletvekili)
Gamze AKKUŞ İLGEZDİ                 (İstanbul Milletvekili)
Gülay YEDEKÇİ                                (İstanbul Milletvekili)
Yakup AKKAYA                                 (İstanbul Milletvekili)
Akın ÜSTÜNDAĞ                              (Muğla Milletvekili)
Nurettin DEMİR                                 (Muğla Milletvekili)
Ömer Süha ALDAN                           (Muğla Milletvekili)




HACIBEKTAŞ-I VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI 
DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ
8. HIZIRŞAH ETKİNLİĞİ VE DATÇA CEMEVİ AÇILIŞI
 BASIN AÇIKLAMASI

Merhaba Canlar;

Vakfımızda; Alevi-Bektaşi geleneğinin insan sevgisini, çağımız insanının en önemli gereksinimi olan dostluğu, karşılıklı güveni ve insan ilişkilerini düzenleyen demokratlığı, eşitliği, laikliği bulacaksınız.
Vakfımızda; mezhepçilik yapılmayacağı gibi, dil, din, ırk ve inanç ayrılığı da gözetilmeyecektir. Bizi bu çatı altında bir araya getiren ilke insana olan saygı ve sevgidir. İnsanı, şu ya da bu kalıba uyduğu için değil, salt insan olduğu için seviyoruz. Ancak, Atatürk'e ve laik Cumhuriyet ilkelerine bağlılıktan asla ödün vermeyeceğimizi ve bu ilkelere sahip çıkan herkesin dostumuz olduğunu özellikle vurgulamak isteriz.

Şunun da altını çizeriz ki;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Alevi – Bektaşi kültürünü sonsuza dek yaşatmak için elimizden gelen tüm çabayı göstermeye kararlıyız.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın amaçları, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, laik ve demokratik ilkeler üzerine inşa edilmiştir.

Gerçek yol göstericinin bilim olduğuna inanıyoruz.

Geçmişle ilgili olarak kimseye küskünlüğümüz, kırgınlığımız ve düşmanlığımız yoktur. Günümüzü dostluk içerisinde yaşamak, yaşam biçimimizle geleceğe örnek olmak istiyoruz. Çatımız altında yobazlığa ve zorbalığa da yer yoktur.

Kimsenin alternatifi değiliz. Biz, Alevi-Bektaşi’yiz. Bizi tanımadan hüküm vermeyiniz, tanımak için bize sorunuz. Açıklama yapmaktan mutluluk duyarız. 

Bilerek veya bilmeyerek Alevi-Bektaşiliği yok sayanlar; günümüzde etkinliğimizi göz ardı edenler; günümüz ve gelecekteki laik Türkiye Cumhuriyeti ile Atatürkçülüğün güvencesi olduğumuzun bilincine varamayanlar bizden değildir.

İlkelerimizi benimsiyorsanız gelin kucaklaşalım, güçlenelim ve kültür zenginliğimizi koruyup çoğalalım. 

Sizin için kapımız sonuna dek açık; korkmadan, çekinmeden girin içeri.

Sevgili canlar; insanların İnançları doğrultusunda ibadet edebilmesi, Ülkemizin de altında imzası bulunan insan hakları evrensel beyannamesince de tanımlandığı gibi insani bir haktır. Ancak bizler bu haktan mahrum edilmekteyiz. Yıllardır sürdürülen asimilasyon politikaları yetmez gibi türbe, dergâh, Cemevi gibi kutsal mekanlarımızın son yıllarda hızla camiye dönüştürülmesi, bizleri incitmektedir.
Alevi-Bektaşi inancına, inanç merkezlerine, kültürüne karşı takınılan bu yok sayan tutum ilk değildir ve ne yazık ki; güdülen bu yanlı politika ve inancımıza bakış değişmediği sürece son da olmayacaktır. Etkinliğimize de ismini veren, ve yedi senedir lokmalarımızı dağıtıp bir araya gelerek inanç ve kültürümüzü anlatma ve yaşatmaya çalıştığımız Hızırşah dergahı da son yıllarda adeta tarihin bilgi, belge ve izlerini yok etmek istercesine "restorasyon" adı altında, talan edilmiştir.

2010 yılında vakfımız ve belediyemizin yardımlarıyla adeta çöplüğe dönmüş olan dış alanı temizlenen metruk bir halde ki yapı; SİT alanında bulunmasına rağmen sözde gönüllü bir inşaat ustasınca dergahın tahta döşemeleri sökülmüş ve seramikle kaplanmıştır.  Külliyenin bahçesinde yer alan Bektaşi mezarlarının taşları uygunsuz tasnif ve nakliye nedeniyle kırılmış çoğu kaybolmuştur. Bu yetmezmiş gibi Alevi dergahlarının en önemli unsurlarından olan ve yapılan araştırma sonucu 500 yıllık bir tarihe sahip olan "Eşik Taşı" da yine restorasyon adı altında gerçekleşen bu kıyımda söküldüğü halde, tarafların ifadesine göre "nerde olduğu bilinmemektedir."  
Hatırlatmak isteriz ki bu tip dönüştürmelerle talan edilen sadece ALEVİ inanç merkezleri değil, ülkemizin tarihi ve kültürel mirasıdır.

Bu yıl 8.sini gerçekleştireceğimiz Hızırşah etkinliğimiz kapsamında başta Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Osman GÜRÜN ve Datça Belediye Başkanı sayın Gürsel UÇAR’ın katkılarıyla Muğla’mızın ilk ve tek Cem Evinin açılışını da yapacağız. Cemevi yerinin Datça Belediyesi tarafından tahsis edilmesinden bu yana geçen yaklaşık 1,5 senelik süreçte yoğun bir tadilat süreci geçirdik. Bu süreçte Cem evimizin oluşmasından gerek maddi gerekse de manevi ve gerekse de bizzat alın teriyle katkı sunan tüm canlarımıza teşekkürü borç biliriz.

8 yıl boyunca Hızırşah Etkinlikleri kapsamında bizden maddi, manevi destek ve katkılarını esirgemeyen başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Datça Belediye Başkanlığı ile belediyelerimizin değerli personeli olmak üzere tüm kurum, kuruluş ve şahıslara teşekkürü bir borç bilir, şükranlarımızı sunarız. 
Gün birlik günüdür.
                                                                        Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
                                                                                 Datça Şubesi Cemevi Yönetimi

7 Temmuz 2017 Cuma

Datça Cemevi yararına, KERMESE DAVET

4 Temmuz 2017 Salı

Sivas Katliamı'nın 24. Ve Çorum Katliamı’nın 37.yıl dönümü anma Programı Datça'da Yapıldı.

Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça  Şubesi Cemevi,  Eğitim Sen, Emekli Sen, Birleşik Haziran Hareketi, Datça Kadın İş Gücü Derneğini ve Birleşik Haziran Hareketi’nin Ortaklaşa Hazırladığı Sivas Katliamı'nın 24. Ve Çorum Katliamı’nın  37.yıl dönümü anma Programı 2 Temmuz 2017 Pazar Günü Saat 19.30’da  Datça Cumhuriyet Meydanı’nda Yapıldı. 

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi, saat 19.30 da Datça Cumhuriyet Meydanı’nda bir basın açıklaması yaparak, 24 yıl önce Sivas’ta Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 insanı andı. 




Datça Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan anmaya, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi, Eğitim-Sen, Emekli-Sen, Birleşik Haziran Hareketi’nden çok sayıda insan katıldı.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat Yıldırım, yaptığı açıklamada, “Madımak Katliamının 24.yılında yine inadına deyişlerimizi söylemeye, semahlarımızı dönmeye devam ediyoruz, edeceğiz” dedi.
Madımak Katliam’ının insanlık tarihinin en vahşi katliamlarından bir olduğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
“2 Temmuz 1993 tarihinde ülkemizin üzerinde yaşatılan kara günün, tam tamına 24. Yılındayız. Bizler o günden beri sürdürdüğümüz mücadeleyi aynı kararlılıkla, aynı güçle sürdürüyoruz. İnsanlık tarihinin en vahşi katliamlarından biri olan Madımak Katliamının 24. yılında da aynı aydınlık yüzlerimizle, yanan yüreğimizle bugün buradayız. Ta ki bu bozuk düzenin çarklarını çeviren zatlar, ötekileştirilen, katledilen bedenini ölüme yatıran canlarla yüzleşinceye kadar. Ta ki Koray Kaya gibi, Serkan Doğan gibi, Gülsüm Karababa gibi, Muhlis Akarsu gibi, Hasret Gültekin gibi, Sivas’ın aydınlık yüzü olan 33 canımızın üzerlerinden kara dumanlar kalkıncaya kadar. Acımız, Hak ve Hakikat arayışımız sürüyor sürecek. Bizleri katleden karanlığınıza inat, 24. yılında da Madımak Otelinin Utanç Müzesine dönüştürülene dek, çığlıklarımızı atmaya bu güruhları lanetlemeye devam edeceğiz.
“BUGÜNKÜ KARANLIK GÜNLER, O GÜN CANLARIMIZI BİZDEN ALANLARIN ESERİDİR”
Bilinsin ki bugün içinde bulunduğumuz karanlık günler; o gün canlarımızı bizden alanların eseridir. O gün pirimiz Pir Sultan Abdal’ın heykelini yerlerde sürükleyenler, bugün KHK ve OHAL zulmü ile kamu emekçilerini işlerinden ediyorlar. KHK ve OHAL’e karşı direnenleri ise tutuklayıp ölüme terk ediyorlar. Halkımızı açlığa sefalete sürüklüyorlar. O kara günde Madımak Otel’inde 33 Canımızı bizden alanlar, bugün de aynı karanlık zihniyet ile sokak ortasında gençlerimizi katlediyorlar. Gençlerimizi hedef alarak Gazi’de, Nevroz alanında, sokak ortasında, evlerimizde, geleceğin aydınlık yüzlü gençlerimizi bizlerden kopartıyorlar.
“CANLARIMIZI BİZDEN ALANLAR, BUGÜN KATİLLERE ÖDÜL GİBİ CEZA VERİYORLAR”

O Yangında, canlarımızı bizden alanlar, bugün Dilek Doğan’ın katillerine, Berkin Elvan’n Ethem Sarısülük’ün, Cemevimizde katledilen Uğur Kurt’un katillerine ödül gibi cezalar veriyorlar. O kara günde canlarımızı bizden alanlar, inancımızın varlığını kabul etmeyenler, bugün de gerici eğitim sistemleri ile ‘Zorunlu Din Dersleri’ zulmü ile Diyanet denilen kör kuyuları ile gençlerimizi asimile etmeye devam ediyorlar.”
“Unutmuyoruz ve asla unutturmayacağız” denilen açıklamada, “Kerbela’ dan bu güne inancımızın dönülmez yolunda yürümeye devam edeceğiz. Her katliamın birbiri ile bağlantılı olduğunu görerek 2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde yaşadığımız katliamın aydınlatılmamasından kaynaklı Gazi’yi, Suruç’u, Ankara’yı, Taksim’i, Antep’i, Reina’yı yaşadığımızı biliyoruz. Ve diyoruz ki: Hak ve Hakikat, Adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Katliamlar aydınlatılana kadar mücadelemizden asla geri adım atmayacağız” ifadeleri kullanıldı.



CEMEVİ BAŞKANI MURAT YILDIRIM'IN MESAJI:


Değerli canlar,           
Madımak Katliamının 24.yılında yine inadına deyişlerimizi söylemeye, semahlarımızı dönmeye devam ediyoruz, edeceğiz.

           2 Temmuz 1993 tarihinde ülkemizin üzerinde yaşatılan kara günün, tam tamına 24. Yılındayız. Bizler o günden beri sürdürdüğümüz mücadeleyi aynı kararlılıkla, aynı güçle sürdürüyoruz.  İnsanlık tarihinin en vahşi katliamlarından biri olan Madımak Katliamının 24. yılında da aynı aydınlık yüzlerimizle, yanan yüreğimizle bugün buradayız.


Ta ki bu bozuk düzenin çarklarını çeviren zatlar, ötekileştirilen, katledilen bedenini ölüme yatıran canlarla yüzleşinceye kadar. 

          Ta ki Koray Kaya gibi, Serkan Doğan gibi, Gülsüm Karababa gibi, Muhlis Akarsu gibi, Hasret Gültekin gibi, Sivas’ın aydınlık yüzü olan 33 canımızın üzerlerinden kara dumanlar kalkıncaya kadar. Acımız, Hak ve Hakikat arayışımız sürüyor sürecek.

          Bizleri katleden karanlığınıza inat, 24.yılında da Madımak Otelinin Utanç Müzesine dönüştürülene dek, çığlıklarımızı atmaya bu güruhları lanetlemeye devam edeceğiz.
        Bilinsin ki bugün içinde bulunduğumuz karanlık günler; o gün canlarımızı bizden alanların eseridir. O gün pirimiz Pir Sultan Abdal’ın heykelini yerlerde sürükleyenler, bugün KHK ve OHAL zulmü ile kamu emekçilerini işlerinden ediyorlar. KHK ve OHAL’e karşı direnenleri ise tutuklayıp ölüme terk ediyorlar. Halkımızı açlığa sefalete sürüklüyorlar.

       O kara günde Madımak Otel’inde 33 Canımızı bizden alanlar, bugün de aynı karanlık zihniyet ile sokak ortasında gençlerimizi katlediyorlar. Gençlerimizi hedef alarak Gazi’de, Nevroz alanında, sokak ortasında, evlerimizde, geleceğin aydınlık yüzlü gençlerimizi bizlerden kopartıyorlar.
     O Yangında,(YAN(G) IN)  canlarımızı bizden alanlar, bugün Dilek Doğan’ın katillerine, Berkin Elvan’n Ethem Sarısülük’ün, Cemevimizde katledilen Uğur Kurt’un katillerine ödül gibi cezalar veriyorlar.

      O kara günde canlarımızı bizden alanlar, inancımızın varlığını kabul etmeyenler, bugün de gerici eğitim sistemleri ile ‘Zorunlu Din Dersleri’ zulmü ile Diyanet denilen kör kuyuları ile gençlerimizi asimile etmeye devam ediyorlar.

 Bizler O kara günde olduğu gibi bugün de, ülkemizde gerçekleştirilmeye çalışılan tek adam rejimine karşı, laik, demokratik bir ülke özlemimizi haykırmak için bugün burdayız. Unutmuyoruz ve asla unutturamayacaksınız. Bizlerden aldığınız tüm canlarımıza ışık olmaya, onları anmaya devam edeceğiz. Kerbela’ dan bu güne inancımızın dönülmez yolunda yürümeye devam edeceğiz.
 Bizim Yol’umuz tarih boyunca karşı karşıya olan, zulüm karşısında adaletin, ezenlerin karşısında ezilenlerin, Muaviye’nin karşısında Şah-ı Merdan Ali’nin, Yezid’in karşısında 72 yaren yoldaşı ile direnen İmam Hüseyin’in, Dersimde Seyid Rıza’nın, Banaz'da Pir Sultan’ın yoludur. Günümüzün zalimlerine karşıda aynı inançla Yol’umuzda yürümeye devam edeceğiz.
           
Her katliamın birbiri ile bağlantılı olduğunu görerek 2 Temmuz 1993’te Madımak Otelinde yaşadığımız katliamın aydınlatılmamasından kaynaklı Gaziyi, Suruç’u, Ankara’yı, Taksim'i, Antep'i, Reina'yı yaşadığımızı biliyoruz.  Ve diyoruz ki: Hak ve Hakikat, Adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Katliamlar aydınlatılana kadar mücadelemizden asla geri adım atmayacağız.
           
       ‘Hayır’ Daha Bitmedi! Katliamlarınıza, karanlığınıza boyun eğmeyeceğiz" diyerek Geziden ‘Hayır’a giden birlikteliğimizden aldığımız güçle Madımak Oteli Utanç Müzesi olana kadar mücadelemizde, aynı kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz.

       Katliamın 24. yılında Madımak Otelinde yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir kez daha alanlardayız.

Madımak Oteli Utanç Müzesi Olacak! Demek için,
Sivas’ın Işığı Sönmeyecek! Demek için, Tekçi Anlayışa Hayır! Demek için, Eşit Yurttaşlık Hakkı, Barış, Demokrasi, Özgürlük, Laiklik ve Adalet talebimizi haykırmak için,
Gelin Canlar, Bir olmak için bir siz eksiksiniz. Hadi diyelim bitsin bu zulüm.

        Murat YILDIRIM
HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Bşk.






Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça  Şubesi Cemevi,  Eğitim Sen, Emekli Sen, Birleşik Haziran Hareketi, Datça Kadın İş Gücü Derneğini ve Birleşik Haziran Hareketi’nin Ortaklaşa Hazırladığı “Çorum ve Sivas Katliamını Anma” ile ilgili Ortak Basın Açıklaması

Değerli basın mensupları; bu gün burada bu basın açıklamasını yapma                                               nedenimiz;1980 28 Mayıs ta başlatılan, Temmuz ayının ilk haftasına kadar devam eden Çorum Katliamını ve 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Sivas katliamını unutmadığımızı, bu katliamların içimizde kanayan bir yara olduğunu, içimizin hala acıdığını size ve kamu oyuna bildirme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.
                                                                                               
Size Çorum katliamının nasıl başlatıldığını, yaşanan travmayı ve sonrasında neler olduğunu çok özetlenmiş haliyle anımsatmak istiyoruz. 1980 Bahar aylarında Amerikan büyük Elçiliğinde görevli CİA ajanı Robert Alexsander Pack; gerekçesi kamu oyu ile paylaşılmadan Çorum’a giderek yerel ve kamu görevlileri ile ayrıca MHP yöneticileriyle görüşür. Daha sonra Tokat ve Amasya da görüşmeler yapar. Bu; Çorum ile ilgili hazırlığı önceden yapılan katliam senaryosunda Amerikan parmağının olduğunun açık kanıtıdır.

 Ardından gündeme konacak senaryo ya karşı çıkması ihtimali olan Vali, Emniyet Müdürü, Milli Eğitim Müdürü ve onlarca Polis bölgeden uzaklaştırılır. Bu ve buna benzer hazırlıklar tamamlandıktan sonra  19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında kız Öğrencilerinin kıyafetleri bahane edilerek ,”İslamcı Gençlik” imzalı bildiri dağıtılır.27 Mayıs 1980 tarihinde Gün Sazak’ın öldürülmesi bahane edilerek bir gün sonra olayların başlangıç fitili ateşlenir.”Kana Kan, intikam” Sloganıyla başlatılıp Temmuz ayının ilk haftasına kadar devam eden olaylarda Kent Merkezinde Alevi ve Solculara ait Ev ve İş yerleri tahrip edilmiş, kırsalda yollara barikatlar kurularak, ele geçirdikleri Alevileri insan vicdanının kaldırmayacağı işkencelerden geçirerek  katletmişlerdir.

Bütün bunları yaparken Sünni inanışa mensup vatandaşları yanlarına çekebilmek ve yapılanları meşru göstermek için kamu araçlarından yapılan anonslarla, bildirilerle, Camiler den yapılan anonslarla  ve TRT de  “Aladdin Camisine patlayıcı madde atıldığını ve camiye ateş edilmesi sonucu olayların başladığı “ yalanını yayarak algı oluşturulmaya çalışılmış ve Cihat çağrıları yapılmıştır.1980 Temmuz ayının ilk haftasında olaylar bittiğinde ortaya çıkan bilanço 57 ölü,200 yaralı, tahrip edilerek yakılan 300 ev ve işyeridir. Nedendir bilinmez ama Çorum katliamı, kamu oyundan adeta gizlenmiş ve gereken tepki gösterilmemiş yada engellenmiştir. Olaylardan sonra büyük bir Alevi nüfus bölgeyi terk ettiği bilinmektedir. Bu katliam; hala Alevilerin ve duyarlı yurttaşların içinde kanayan yara olmaya devam ediyor. Çorum katliamı ile ilgili açılan davalarda Adalet yerini bulmamış ve sonuç tam bir fiyasko olmuştur.

Sayın Basın mensupları, değerli canlar; yıl 1993 Aylalardan 2 Temmuz Sivas’ta yapılacak 4.Pir Sultan Abdal şenlikleri için Vali tarafından davet edilen konuklar ve diğer katılımcılar Madımak Otelindedir. Bir gün öncesinden saldırı hazırlıklarını planlayan saldırganlar Cuma Namazından sonra ,önce Hükümet Konağına saldırıyor,Ardından; “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivas’ta yıkılacak”,”Yaşasın Şeriat”,”Laiklere ölüm” “Sivas Azize Mezar olacak” şeklinde sloganlar atarak Madımak Oteline yöneliyorlar.Önce Otelin önündeki araçlar yakılıyor,ardından yanlarında getirdikleri  bidonlarda ki Benzini Otelin içerisine atarak Otelde yangın çıkartıyorlar .Gericiler tarafından çıkartılan yangında 33 can yanarak yada dumanda boğularak yaşamını yitiriyor. Katledilen; Muhibe Akarsu  , Muhlis Akarsu  , Gülender Akça  , Metin Altıok  , Ahmet Alan  , Mehmet Atay  , Sehergül Ateş  , Behçet Aysan  , Erdal Ayrancı , Asım Bezirci  , Belkıs Çakır , Serpil Canik  , Muammer Çiçek  , Nesimi Çimen  , Serkan Doğan  , Hasret Gültekin , Murat Gündüz   , Gülsüm Karababa , Uğur Kaynar  , Asaf Koçak  , Koray Kaya  , Menekşe Kaya  , Handan Metin  , Sait Metin  , Huriye Özkan  , Yeşim Özkan  , Ahmet Özyurt  , Nurcan Şahin  , Özlem Şahin  , Asuman Sivri  , Yasemin Sivri  , Edibe Sulari  ve İnci Türk’ü huzurlarınızda saygıyla anıyoruz.

 Sivas katliamı davasında sanık avukatlarından birisi Refah Yol döneminde Adalet Bakanlığı yapan Şevket Kazandır. Sanık Avukatlarından 8 tanesi sonraki süreçlerde  AKP den  Milletvekili olmuştur.Davanın 9 firari sanığı için 13 Mart 2012 tarihinde yapılan duruşmada ;dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle  düşürülmesine karar verildiğinde zamanın Başbakanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı  “Hayırlı olsun “ diyerek dava ile ilgili düşüncesini kamu oyu ile paylaşmıştır.

Sayın Basın mensupları ,değerli canlar işte yüz yıllardan bu yana gericiler tarafından yapılan Alevi katliamları ve yine Cumhuriyetin kuruluşundan bu güne Alevi ve Solculara yapılan gerici saldırılar günümüzde gelinen yola döşenen köşe taşlarıdır adeta.. çok zor ve sıkıntılı günlerden geçiyoruz.
Bu Basın açıklamasına imza atan Demokratik kitle örgütleri olarak;    
              
15 Temmuz darbe girişimi ve ardından yaşanan Olağanüstü hal ilanının yarattığı anti demokratik uygulamalardan , Parlamentonun devre dışı bırakılarak ülkenin KHKlerle yönetilmesinden ,Yanlış dış politikalar sonucu ülkemizin  Orta Doğu bataklığına sürüklenmesinden,Ülkemizde adı konmamış bir iç savaşın yanşıyor olması nedeniyle Anaların ağlamaya devam etmesinden,Milyonlarca  savaşı ve şiddeti yaşamış göçmenin;Alevilerin yaşadığı bölgelere yerleştirilme çabalarından, Demokratik Laik bilimsel eğitim ilkelerinden uzaklaşarak;Arapça harflerle eğitime geçmenin provalarının yapılmasından,İlk Okullara Mescit açma kararı ile Din dersinin zorunlu hale getirilmesinden,Eğitimin piyasalaşmasından, farklı düşüneni tasfiye etme anlayışı çerçevesinde kendinden olmayana yaşam hakkı tanınmamasından,Diyanetin dev bütçesiyle tüm inançlara hizmet etmek yerine tek bir inanç mensuplarına hizmet etmesinden,ölüme adım adım yaklaşan Semih ve Nuriye’nin  feryatlarına yanıt verilmemesinden ve bunlara benzer onlarca sorundan; yüzü aydınlanmadan yana olan her birey gibi bizlerde rahatsızlık duyuyor ve bu yanlışlardan hemen ,şimdi vazgeçilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz..

Bizler Demokrasinin; baskıcı, otoriter, Demokrasi dışı olağan üstü yöntemlerle sürdürülemeyeceği inancındayız. Ülkenin içerisinde bulunduğu zor koşulların daha çok Demokrasi, özgürlük, herkese ADALET ve iç barışın sağlanmasıyla aşılabileceğine inanmaktayız
.
Bizler eğitimin en temel insanlık hakkı olduğuna inanıyor, Demokratik laik bilimsel eğitim ilkelerinden vazgeçilmemesi gerektiğine şiddetle vurgu yapıyoruz.
    Bizler Devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olması gerektiğine ve bu nedenle Diyanetin kapatılması gerektiğine öneriyoruz.

   Bizler HBVAKV ev sahipliğinde, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu bileşenleri ile bağlı kurumları, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenleri(Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri) ile bağlı kurumlar ve Türkiye den ve değişik ülkelerden katılan Alevi örgütlerinin katılımıyla 2011 yılında gerçekleştirilen 1.Alevi Kurultayı sonuç bildirgesindeki taleplerin gerçekleştirilmesine vurgu yaparak, bu taleplerin ivedilikle hayata geçirilmesini istiyor,sizleri saygıyla selamlıyoruz.  







26 Mayıs 2017 Cuma

Âşık Mahzuni Şerif’in Ölümün 15.nci yılı Anma Etkinliği Datça'da Yapıldı.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi,  Âşık Mahzuni Şerif’in Ölümün 15.nci yılı Anma Etkinliği 25 Mayıs 2017 Perşembe günü Saat: 20.00’de Cem Evi Merkezinde yapıldı.


Âşık Mahzuni Şerif’in Ölümün 15.nci yılı Anma Etkinliği’nin  açılış konuşmasını Şube Başkanı Murat Yıldırım  yaptı.



Kurum Dedesi Nihat Yoleri çerağ uyandırma gülbendi okudu. Leyla Gencer Âşık Mahzunı Şerf’in Hayatında kesitler sunup,  Âşık Mahzun Şerif’in Ahmet Kaya’ya yazdığı şiiri okudu.


Vakıf Şubesi Denetleme Kurulu Başkanı Zübeyit Çelik,  Aşık Mahzuni Şerif ile İlgili sunumu yaptı.



Konser Bölümünde Âşık Sefil Dursun Alabıyık,  Âşık Mahzun Şerif’in türkülerini seslendirdi. Datça Müzik Sevenler Derneği T.H.M. Korosu Şef Suna Sönmez’in
Yönetiminde bağlamacı Kemal Kara ve Necat Er diğer koro elemanları ile Aşık Mahzunı Şerifi’n türkülerin seslendirdiler.  Geniş bir katılımının olduğu konser ve söyleyişi 2.30 saat sürdü.
 Ardında canların getirdikleri lokmalar Dede Nihat Yoleri’nin duası ile birlikte paylaşıldı


Leyla Dinçer’in Mahzuni Şerif ile ilgili anekdotları .

Aşık Mahsuni Şerif 1939 dan başlayan hayatı çocukluk yıllarında amcası Pehlül Babadan aldığı derslerle saz çalmaya başlar. Berçenek köyünde geç açılan ilk okuldan 1956 yılında mezun olur.Erken yaşta dayısının kızı ile evlendirilir,bu evlilikten bir kız çocuğu dünyaya gelir.Mersin astsubay okulundan mezun olduktan sonra Ankara İtalyan sefirinin kızı Sovinayı kaçırır gönül adamı Ozanımız bu aşkı yüzünden mesleğini icra edemez çünkü kızın yaşı çok küçüktür.En üretken dönemleri bu Suna adını taktığı eşiyle birlikte olduğu döneme rastlar.Bu evlilikten üç çocuk dünyaya gelir.Yüzlerce plak ve kaset yapar.Toplumsal ve siyasi konuları ele alan Ozanımızın 453 plak 58 kaset 8 adet türkü kitapları ve TRT nin çektiği 2 belgeseli vardır. 

1998 yılında dünyanın yaşayan üç büyük ozanı sıralamasında 1. sırayı almıştır. Bektaşı kültürünün ve Anadolu ezgilerinin tanıtımında büyük rol üstlenmiştir.1971 yılında devrin başbakanı Nihat Erim için yazdığı Erim erim eriyesin şiir  nedeniyle sıkıyönetim mahkemesince 4 yıl hapse mahkum edilir.Mahkeme hakiminin şiiri defalarca dinledikten sonra hafifletici sebeplerden dolayı 10 .5 ay hapis yatar.Gazi Antep te yaşar bir müddet yaşam onun için çok zor olmasına rağmen o hiç bir zaman devrimci mücadelesinden vaz geçmedi.Toplam üç evlilik 8 çocuk ve dört torun sahibi olan Ozanımız geriye binlerce türkü,deyiş bıraktı.

 En son  6 Ocak 2000 de Ahmet Kaya için yazıp Gülten Kaya ya faxladığı Ahmedime adlı bir şiiri vardır.

Sen gidince bizim dağdan ovadan
Bak meydan kimlere kaldı Ahmedim?
Bir kartaldı uçurdular yuvadan
Bilmiyorum sananoldu Ahmedim

Gür sesinde çınlar gibiydi gökler
Ağladıkça ağlar dağlar höyükler
Seninle gülerdi derdi büyükler
Yokluğun kalbime doldu Ahmedim

Gün yağardı bıyığın her telinde
Bir genç fazla geldi Türkmen elinde
Kükrer idin sazıyın her telinde
Hangi makam seni çaldı Ahmedim.

Yanağında tüten ürperen allar
Ne çabuk ayrıldı vatandan yollar
Kaya gölgesinde yatan çakallar
Kaya olmaz ama oldu Ahmedim

Sen ağlarken ağlıyordu mor dağlar
Sen burada yokken virandı bağlar
Şimdi Fırat suyu bir başka çağlar
Kenarında kenger soldu Ahmedim

Mahzuni arzular şimdi gurbeti
Zehir imiş ayrılığın şerbeti
Aslanın yerine koymuşlar iti
Bilmem bunu kimler buldu  Ahmedim...



Vakıf Şubesi Denetleme Kurulu Başkanı Zübeyit Çelik,  Aşık Mahzuni Şerif ile İlgili Sunumu



Arkadaşlar
    Çağımızın Pir Sultan Abdalı diye adlandırılan Aşık Mahzuni Şerifi, ölümünün 15.yıl dönümünde anmak üzere bir araya geldik.Hepinizin bildiği gibi aşıklık yada ozanlık geleneği; toplumun  kültür alışkanlıklarını,yoksul ve ezilenlerinin  sömürüye  karşı direnişlerini,töre ve gelenekleri,inançları, önemli yaşanmışlıkları ,kuşaktan kuşağa Sazıyla sözüyle yada yazarak aktarmayı ilke edinmiştir.
     Anadolu coğrafyasında bu gerçekleri;canının yanacağını bile bile söyleyebilen ozanların yaşadığını hepimiz biliriz.Onlar ,savaş meydanlarında göğüs ğöğüse çarpışan cengaverler kadar,hatta onlardan daha cesurdurlar. Çünkü bir askerin üstleri tarafından verilen emir gereği, savaş meydanına gitme zorunluluğu vardır.Oysa bir ozanın böyle bir zorunluluğu yoktur.Haksızlığı ve ezilmişliği dile getirmeyi başkalarının iradesiyle değil kendi iradesiyle seçmiştir.
     
Hâr içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi Farisi bilmem, dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
iblisin talim ettiği yola minnet eylemem          Diyen Seyit NESİMİ’in ,

“içinde Şah kelimesi  geçmeyen bir dörtlük söyle seni bağışlayalım” teklifine;

 Alınmış abdestim aldırırlarsa
 Kılınmış namazın kıldırırlarsa 
 Sizde şah diyeni öldürürlerse 
 Ben de bu yayladan şaha giderim
      diyen Pir Sultan ABDAL’ın,

Avşarları Dağdan indirerek düzenle entegre etmek için baskı ve şiddet uygulayan Osmanlıya;

 Belimizde kılıcımız kirmani
 Taşı deler mızrağımın temreni
 Hakkımızda devlet vermiş Fermanı
 Ferman padişahın dağlar bizimdir    diyen
Dadaloğlu’nun,

Kars’ın işgalin de Rus Generalinin huzurunda;
Ehli İslam olan işitsin bilsin
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
İsterse Uruset ne ki var gelsin
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana       
diyen Aşık Şenlik’in

Düzen ve dostluk ilişkisi için ;

 Bozuk şu dünyanın temeli bozuk
 Tükendi daneler kalmadı azık
 Yazıktır şu geçen ömüre yazık
 Bir dost bulamadım gün akşam oldu    diyen  Kul Himmet’in

Yol ve erkan üzerine  

Erenler cemine her can giremez
Edep ile erkan yol olmayınca
Her kamberim diyen kamber olamaz
Şahın kamberine kul olmayınca                       Diyen Şah İsmail Hatayi’nin  

Ve bunun gibi onlarca ozanın yolunu günümüzde izleyen en önemli ozandır Aşık MAHZUNİ.
    Celal İnce’nin  sesiyle Amerikan dostluk şarkılarının söylendiği 1950 li yılların hemen ardından “Defol git benim yurdumdan/Amerika katil kati” diyebilme cesaretini gösteren, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan  ve Yusuf Aslan’ın idamını içine sindiremeyip zamanın Başbakanı için“    Musa isen Turi Sinan/Hakktan gelmiş idi İnan/Yesin seni yılan çayan/ Erim erim eriyesin/ Sürüm sürüm sürünesin” diyebilen,  yoksulların sesi olup “Yoksulun sırtından doyan doyana/  Bunu gören yürek nasıl dayana / Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana /  Bilmem söylesem mi söylemesem mi” diyebilen aşık Mahzuni ŞERİF ,sizce de günümüzün Pir Sultan Abdal’ı sıfatını hakketmiyor mu?
Tüm yaşamı boyunca baskı ve sömürü düzenine  karşı durmuş,bu duruşun bedelini öderken asla eğilip bükülmemiş ozanımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

      Arkadaşlarım, dostlarım, Mayıs ayı geçmiş yıllarda yaşadığımız acı olaylalar la doludur.Bir araya gelmişken o yaşadıklarımızı hatırlamak o günlerde kaybettiğimiz değerlerimizi anmayı da borç bilirim.

1 Mayıs 1977 yılı Taksim meydanında katledilen 34 canımızı,
4 Mayıs 1985 yılında zindan da katledilen Fatsa Belediye Başkanı Terzi Fikriyi,
6 Mayıs aynı zamanda  kutsal Hıdır Ellez kutlamalarının yapıldığı gündür .Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın katledildikleri günün tesadüfi seçildiğine inanmıyoruz.6 Mayısta katledilen bu üç fidanı,

18 Mayıs 1973 tarihinde insanlık dışı  işkencelerden geçirilerek katledilen  ve günümüzde bile Mezarının ziyaret edilmesi sakıncalı görülen ”Ser verip sır vermeyen” yiğit İbrahim KAYPAKKAYA ‘yı,

18 Mayıs 2009 tarihinde yitirdiğimiz;Tıp alanında ve Anadolu’nun yoksul kız çocuklarının eğitimiyle ilgili büyük katkıları olan aydın insan,Prof.Dr. Türkan SAYLANI,
22 Mayıs 2014 tarihinde ,Ok Meydanı Cem Evinde Polis kurşunuyla katledilen Uğur KURT’u,
31 Mayıs 1971 de Nurhak ta katledilen Sinan CEMGİL, Alpaslan ÖZDOĞAN ve Kadir MANGA’yı da huzurlarınızda anmayı borç biliyorum ve bulutların ötesine onlara hepimizin adına karanfiller gönderiyorum. Saygılarımla..


Denetleme Kurulu Başkanı Zübeyit Çelik,

FOTO GALERİ:
















15 Mayıs 2017 Pazartesi

DATÇA'DA “ANNELER GÜNÜ” ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi, 14.05.2017 Pazar günü "Anneler günü" sebebiyle Cem Evinde kahvaltılı bir organizasyon gerçekleştirdi.




Anneler günüyle ilgili bir konuşma yapan Şube Başkanı Murat YILDIRIM'ın ardından Sıla ÖZAĞAÇ isimli genç kızımız da bir konuşma yaptı. Ardından Dursun ALABIYIK kendi yazdığı şiiri seslendirdi.


Bu yıl geniş bir katılımın gözlendiği etkinlikte, Türkmen Demirezen yılın annesi seçildi.
Etkinliğe katılan annelere çiçek takdim edilirken, Şube Başkanı Murat YILDIRIM'ın eşi Şahhanım YILDIRIM için çocukları ve torunları tarafından sürpriz gönderilen pasta da katılan anneler tarafından birlikte kesildi.




HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜ VAKFI DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ BAŞKANI MURAT YILDIRIM’IN ANNELER GÜNÜ KUTLAMA MESAJI

Değerli annelerimiz, kıymetli misafirlerimiz,
Anneler günü vesilesiyle organize ettiğimiz bu kahvaltılı programa katıldığınız, bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyorum.
Bu anlamlı günde sizlerle bir arada olmaktan çok mutluyum Hepinizin Anneler Günü'nü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü'dür. Anneler Günü evrensel bir gündür. Dünyada milyonlarca anne bugün çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.

Kadına bahşedilip de erkeklerde olmayan en önemli meziyetlerin başında Annelik gelmektedir. Ana olabilmek ve bu meziyetle donatılmak çok yüce bir durumdur. Analarımız ailenin temel direği ve toplumun da geleceğidir. Sağlam bir toplum ancak temelleri sağlam atılmış aile yapısı ile mümkündür.

Analarımız hayatı bize tanıtanlardır. Bu anlamda annelerimiz ilk ve ebedi öğretmenlerimizdir. Bizim onlardan öğreneceklerimiz bir hayat boyu devam eder.
Kocaman yüreklerine dünyaları, sabrı, şefkati, evlat sevgisini, fedakârlığı, zor şartlarda pes etmemeyi, hayatın zorluklarına karşı direnmeyi sığdıran annelerimizi sevgi ve saygıyla yeniden selamlıyor, ellerinden öpüyorum.

                                                                                                          Murat YILDIRIM
                                                                       HBVAKV Datça Şubesi Cem Evi Başkanı

FOTO GALERİ: