16 Şubat 2018 Cuma

DATÇA CEMEVİ’NDE CENAZE ERKANI YAPILDI.


14 Şubat 2018 Çarşamba günü Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Cemevi’nde Hakka Yürüyen Fatma İyidoğan’ın Anesı Cennet İyidoğan’ın Cenaze Erkânı ve Hakka Yürüme Erkânı Cem Evi Dedesi Nihat Yoleri tarafında ve Datçalı Canlarla birlikte yapıldı










9 Şubat 2018 Cuma

DATÇA CEMEVİNDEN HIZIR ORUÇU VE BAYRAMI ETKİNLİĞİ

Hacı Be­ka­ta­şı Veli Ana­do­lu Kül­tür Vakfı Datça Şubesi Cemevi, 13-14-15 Şubat ta­rih­le­rin­de Hızır Oru­cu­ tu­tacak­. 3 gün bo­yun­ca İskele Mahallesi, Fehmi Yavuz Caddesindeki Hacı Be­ka­ta­şı Veli Ana­do­lu Kül­tür Vakfı Datça Şubesi Cemevi'n de saat 18.30'da oruç açım lok­ma­sı ve­ri­lecek. 16 Şubat 2018 Cuma günü saat 12.30'da Hızır Lok­ma­sı pay­laş­ma ve Hızır Bay­ra­mını kut­la­mak üzere ce­me­vi­nde buluşacak.




Cemevi Başkanı Murat Yıldırım'ın yaptığı açıklamasında ''Alevi inan­cın­da, Hızır Orucu üç gün­dür. Es­ki­den de­de­ler bir çok köyde ta­lip­le­ri ol­ma­sı ve ula­şım güç­lü­ğü ne­de­niy­le aynı günde cem ve ce­ma­at ku­ra­ma­dık­la­rı için fark­lı gün­le­re ya­ya­rak ifa et­se­ler de; gü­nü­müz­de Hızır orucu tüm Ale­vi­ler­ce Şubat 13,14,15 de tu­tul­mak­ta­dır. Böy­le­si “Talib bin ise bir gibi otura” düs­tu­ru­na da uygun olan­dır.

Hızır oru­cu­nun en temel kay­na­ğı Kuran dır. Ba­ka­ra su­re­si, 203 aye­tin­de; “Sa­yı­lı gün­ler­de Allah'ı zik­re­din.”de­nil­mek­te­dir. Kuran'ın te­vi­li­ni yapan Ab­dul­ba­ki Göl­pı­nar­lı Kuran me­alin­de bu sa­yı­lı gün­le­rin zil­hic­ce ayı ol­du­ğu ve o ayın da Şubat ayı­nın 13–14-15'inci gün­le­ri­ne te­ka­bül et­ti­ği­ni be­lir­tir. Hızır oru­cu­nun geç­ti­ği diğer bir sure de İnsan su­re­si 7–8–9 ayet­le­ri­dir.İslam ale­min­de bir veli, pey­gam­ber ola­rak kabul edi­len Hızır, Arap­ça da “El hazır, Al Hızır” ola­rak geç­mek­te ve "ye­şil­lik" an­la­mı­na gel­mek­te­dir. Çünkü Hızır'ın otur­du­ğu yer­le­rin ye­şer­di­ği gö­rül­müş­tür.

Hızır, Ale­vi­ler ara­sın­da çok özel bir yere sa­hip­tir. Çünkü o, fa­ki­rin ya­nın­da za­li­min kar­şı­sın­da­dır. Darda ka­lan­la­rın ya­nın­da­dır. Ak sa­kal­lı, bem­be­yaz el­bi­se­le­riy­le Bozat'ına binip diyar diyar do­la­şa­rak in­san­la­rı ko­ru­yan, kol­la­yan, kur­ta­ran ve hoş­gö­rü ile sev­gi­yi har­man­la­yan Pir'dir. Bilge, ulu, ev­li­ya ve der­viş gibi; bir değil bir­den fazla ki­şi­li­ğiy­le in­san­la­ra doğru yolu gös­te­ren ma­ne­vi güç­tür. Hızır; yol gös­te­ren­dir. Ve­si­le­dir. Mür­şit­tir. Çünkü o ilahi rah­met ve sır­la­rın bil­gi­si­ne sa­hip­tir.Her in­sa­nın ya­şa­mın­da mut­la­ka şük­ran gün­le­ri var­dır. Zor gün­ler­den kur­tu­lan­lar, şük­ra­nı ola­rak du­ala­rı­nın, kur­ban­la­rı­nın, lok­ma­la­rı­nın ka­bu­lü için, dar gün­le­rin­de Hızır ye­tiş­sin diye Allah rı­za­sı aş­kı­na, Hızır aş­kı­na, Ehl-i Beyit aş­kı­na, oruç tu­tar­lar.Allah irade sı­fa­tı­nı yal­nız­ca in­san­la­ra ver­miş­tir. Oruç ira­de­nin im­ti­ha­nı­dır. Vü­cu­da aklın hük­mü­dür, kendi be­de­ni­ne sözün geç­me­si­dir. Ce­nab-ı Allah; “Oruç benim için­dir, onun mü­kâ­fa­tı­nı ben ve­re­ce­ğim” diye bu­yur­muş­tur.Bu ni­yet­le Hızır orucu üç gün (sa­lı-çar­şam­ba-per­şem­be) tu­tul­duk­tan sonra, yani per­şem­be­yi cu­ma­ya bağ­la­yan gece evin ha­tu­nu (ha­nı­mı) ta­ra­fın­dan ha­zır­la­nan; ge­niş­çe bir tepsi içe­ri­sin­de di­bek­te iyice kav­rul­muş olan Orta Ana­do­lu'da "Köme" veya "Kömme", Doğu Ana­do­lu'da ise Kavut ola­rak ifade edi­len lok­ma­nın üstü ka­pa­tı­la­rak bir odaya ko­nu­lur. İnanca göre per­şem­be­yi cu­ma­ya bağ­la­yan gece Hızır ge­le­rek Kavut'a bir iz veya işa­ret koyar.

Daha sonra Kavut eğer ke­sil­miş­se kur­ban ile bir­lik­te lokma ola­rak da­ğı­tı­lır.
Hızır kur­ba­nı, sı­ra­dan kur­ban­lar gibi de­ğil­dir. Kur­ban edi­lecek hay­van en az iki üç ay ön­ce­sin­den be­lir­le­nir. Bu süre içe­ri­sin­de iyi bes­le­nir. Tuzu, suyu ve yemi eksik edil­mez. Kur­ban önce te­miz­le­nir. Kur­ban ke­si­lir­ken, ka­nı­na kim­se­nin bas­ma­ma­sı­na dik­kat edi­lir. Akan kan ya bir çu­ku­ra akı­tı­lır üstü ka­pa­nır veya suyla kan yı­ka­na­rak, kan izi or­ta­da bı­ra­kıl­maz. Ke­si­len kur­ban etin­den bir kısmı pi­şi­ri­le­rek ev hal­kı­na pay­laş­tı­rı­lır. Kalan büyük bir kısmı da kapı kom­şu­ya da­ğı­tı­lır. Kur­ban ke­mik­le­ri ge­li­şi güzel çöpe atıl­maz. Kur­ban ke­mik­le­ri açı­lan bir çu­ku­ra özen­le yer­leş­ti­ri­le­rek üstü ka­pa­tı­lır. Bu iş­lem­ler bit­tik­ten sonra hazır bu­lu­nan­lar bir bir­le­ri­ne niyaz olur­lar.Her an her yerde hazır ve nazır olan, ça­re­siz­le­rin ça­re­si, umut­suz­la­rın umudu zorda ka­lan­la­rın ca­rı­na ye­ti­şen Hızır, cüm­le­mi­zin yar­dım­cı­sı olsun Allah her­ke­se Hızır elin­den do­lu­yu içmek nasip ey­le­sin. Du­ala­rı­nız kabul, iba­det­le­ri­niz mak­bul olsun, Ger­çe­ğe Hü.

13-14-15 Şubat ta­rih­le­rin­de Hızır Oru­cu­muz tu­tu­la­cak­tır. 3 gün bo­yun­ca ce­me­vi­miz­de saat 18.30'da oruç açım lok­ma­sı ve­ri­le­cek­tir. 16 Şubat 2018 Cuma günü saat 12.30'da Hızır Lok­ma­mı­zı pay­laş­mak ve Hızır Bay­ra­mı­mı­zı kut­la­mak üzere tüm can­la­rı ce­me­vi­mi­ze bek­le­riz. dedi.

DATÇA CEMEVİ UĞUR MUMCUYU ANDI

Hacı Bek­ta­şı Veli Ana­do­lu Kül­tür Vakfı Datça Şubesi Başkanı Murat Yıldırım Uğur Mumcu'nun 25.Ölüm yıldönümü nedeniyle Cemevinde basın açıklamasında bulundu


Başkan Yıldırım ''Kıy­met­li yurt­taş­lar, de­ğer­li can­lar,
Bugün bu­ra­da ölü­mü­nün 25'inci yı­lın­da saygı rah­met ve öz­lem­le an­dı­ğı­mız araş­tır­ma­cı yazar Uğur Mumcu he­pi­mi­zin bil­di­ği gibi bir yurt­se­ver­di.

Irk­çı­lı­ğa, din­ci­li­ğe, mez­hep­çi­li­ğe karşı çıkar, Ay­dın­lan­ma Dev­ri­mi'ni sa­vu­nur­du. Uğur Mumcu dev­let için­de­ki İslami Ha­re­ket, Gülen ör­güt­len­me­si ve Hiz­bul­lah'ın var­lı­ğın­dan söz eden ilk ga­ze­te­ciy­di.
Mev­cut ik­ti­dar­ca oluş­tu­ru­lan korku or­ta­mın­da Uğur Mumcu gibi cesur ka­lem­le­re daha çok ih­ti­yaç var­dır. “Terör ne­re­den ge­lir­se gel­sin, 'ama'sız la­net­len­me­li”. Kanlı 1 Mayıs'ları, Kah­ra­man­ma­raş'ı, Çorum'u, İzmir İnci­ral­tı kat­li­amı­nı, Sivas Ma­dı­mak'ı, Gazi Ma­hal­le­si'ni.

Doğan Öz, Ümit Kaf­tan­cı­oğ­lu, Hamit Fen­doğ­lu, Gün Sazak, İlhan Da­ren­de­li­oğ­lu, İlhan Er­dost, Çetin Emeç, Bah­ri­ye Üçok, Mu­am­mer Aksoy, Vedat Aydın, Meh­met Sin­car, Gaf­far Okkan, Hrant Dink, Necip Hab­le­mi­toğ­lu ci­na­yet­le­ri­ni iş­le­yen te­tik­çi­le­rin kim­ler ta­ra­fın­dan ko­ru­nup kol­lan­dı­ğı­nı iyi an­la­mak ge­re­kir.

Bu ül­ke­nin ge­le­ce­ği onur­lu, na­mus­lu ve cesur ka­lem­ler hep hedef alın­dı. Çok in­sa­nı­mız öl­dü­rül­dü. Ya­şam­la­rı ka­rar­tıl­dı. Aile­le­ri acı­lar çekti. Ço­cuk­lar ba­ba­sız kaldı. Çok can­lar yandı. Ancak, doğru bil­dik­le­ri yolda, ay­dın­lık ve ışık pe­şin­de ko­şar­ken kat­le­di­len­le­rin fi­kir­le­ri­as­la öl­dü­rü­le­me­di, yok edi­le­me­di.

 Daha da bü­yü­dü. On­la­rın de­mok­ra­si mü­ca­de­le­si, ce­sa­re­ti ve dü­rüst­lü­ğü genç ku­şak­la­ra örnek oldu.
Bunca kat­li­amın, ci­na­ye­tin, dev­let için­de yu­va­lan­mış ka­ran­lık güç­ler­ce dün ol­du­ğu gibi bugün de üst­le­ri­nin ör­tül­me­si dü­şün­dü­rü­cü­dür.

Ay­dın­la­rı­mı­zın ve genç­le­ri­mi­zin ka­nın­dan bes­le­nen­le­ri gün ışı­ğı­na çı­kar­mak Tarih'in değil, dev­le­ti­nin gö­re­vi­dir. Dev­le­ti yö­ne­ten­ler ön­le­rin­de yük­se­len bu utanç du­va­rı­nı aşmak zo­run­da­dır­lar.
De­ğer­li Can­lar, yıl­lar ev­ve­lin­den bu­gü­nü an­la­tan ya­zı­la­rıy­la ka­le­mi gün­cel­li­ği­ni ko­ru­yan; aydın, de­mok­rat, cum­hu­ri­yet­çi, laik ve Ata­türk­çü kim­li­ği ile say­gın bir ki­şi­lik, cesur bir ga­ze­te­ci­yi Uğur Mumcu'yu bir kez daha saygı, rah­met ve öz­lem­le anı­yo­ruz...
dedi.

10 Ocak 2018 Çarşamba

DATÇA'DA GAĞAN BAYRAMI KUTLANDI.

Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesı Cemevi, alevi inancında yeni yıl eski hesaba göre 13 Ocak ta  Gağan diye kutlanır. O akşam lokma niyazı yapılır eski yılın gidişi yeni yılın gelişi kutlanır.


Datça Cem Evi’nde 4 Ocak 2018 Perşembe akşamı Kurum Dedesi Nihat Yoleri dua ve gülbentleri ve  Ali Ekber Taşdelen’de deyiş ve Duaz-ı İmam ı  ile Gağan Bayramı'nı  kutlayıp canların getirdikleri lokmalar Datça’lı canlarla paylaşıldı.


“Gağan/Gağand(t)..”

 “Gağant(d)”: Mitolojiden günümüze gelen bir bayram.

  • “Gağani, Aralik ayının üçüncü haftasında başlar ve ocak ayının ilk haftasına kadar devam eder…”
  • “Gağani dört hafta olmasına rağmen bizde ocak ayının ilk haftasında kutlanırdı. Gağan`da komşular ile ilişkiler -eğer bozuk ise- düzeltilir, barışırlar. Ölenler hayırına ‘Niyaz’ (Oblate, heiliges Brot) dağıtılır. Bazıları oruç tutarlar. Akşam evde ‘Pêsare’ yapılır…”


GAGAN NEDİR? KHALO GAGAN KİMDİR?

Gağan Nedir?
Gağan, Dersim bölgesi olan Tunceli, Erzincan, Bingöl, Sivas, Varto, Elazığ ve çevre illerde yaşayan halklar arasında kutlanır. Dersim bölgesinde yılın son ayına ‘’Gağan Ayı’’ denir. Bölgenin çok eski geleneklerinden biridir. Son 20 yıldan beri çok az kutlanan bu geleneği tekrar gün ışığına çıkarıp yaşatmak istiyoruz.
Dersim Gağanı oldukça sosyal içeriklidir. Gağan boyunca, yoksul komşulara pişenden götürülür. Muhtaç kişiler evde yemeğe davet edilir. Gağan ayında 3 gün oruç tutulur. Gağan ayı süresince insanlar gönül kırmamaya gayret ederler.
Bazı yörelerde çocuklar sabah erken kalkar türküler söyliyerek ev ev dolaşırlar. Eşya toplarlar, kimin gönlünde ne koparsa verir. Çocuklar topladıkları eşyaları başka bir evde pişirip hep birlikte yerler.

Khalo Gağan Kimdir?
Gağan ayında Khal (Khal-Kek) yapılır. Khal aksakalı, göbekli, eli uzun değnekli, beli kuşaklı, başı külahlı olup Dersim kıyafetlidir. Erkeklerden biri Khalo Kokım (İhtiyar adam) rolüne biride kadın kılığına girip piyes oynarlar. Khal her gittiği köyde yada evde halaylarla karşılanır. Kendisine hediyeler verilir o da topladığı hediyeleri çocuklara dağıtır.
Gağan’da ZEYİ ziyareti
En önemlisi ‘’Zeyi’’ Zaza’ca da evlenerek evden ayrılan bayanlar için kulanılan bir kavramdır. Buna ‘bara Zeyi’ye derlerdi. Kız-kardeş, Hala ve Teyzelerdir. Bunlar eskiden mutlaka ziyaret edilir ve ihtiyaçları karşılanırdı. ‘Gağane sıma xerli vo’ (Gağanınız hayırlı olsun derlerdi




9 Ocak 2018 Salı

MEHMET GÖRÜL'ÜN KIRK LOKMASI VERİLDİ

DEĞERLİ ÜYEMİZ MEHMET GÖRÜL'ÜN KIRK LOKMASI

MEHMET GÖRÜL'ÜN KIRK LOKMASI 7 OCAK 2018 PAZAR GÜNÜ SAAT 16.0 - 18.00 ARASI  OKMEYDANI CEMEVİ'NDE VERİLDİ.

26 Kasım 2017 Cumartesi Günü Sivas İmranlı Bahadun Köyü'nden defnedilen Mehmet Görül, 

Bir dönem Sivas İmranlı Bahadun Köyü Spor Kulübü olan SARIÇUBUK81 SPOR KULÜBÜ’NDE top oynayan ve MUĞLA DATÇA HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI CEMEVİ üyesi idi.

Mehmet Görül'e Tanrıdan Rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

 

HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI 
DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ YÖNETİMİ




FOTO GALERİ:

















28 Aralık 2017 Perşembe

Maraş Katliamı 39. Yıl Anma programı Datça'da Yapıldı


Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi'nin birlikte  düzenlediği Maraş Katliamı 39. Yıl Anma programı 24/12/2017 Pazar günü Bülent Ecevit Kültür Merkezinde yapıldı.

Sunuculuğunu Şule BAYAR’ın yaptığı program, ölenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi Başkanı Mustafa KATIKÇI’nın ve HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat YILDIRIM’ın konuşmalarıyla devam etti. 

Yapılan konuşmalarda Maraş Katliamı ve Alevilere yapılan diğer tüm katliamlar ve günümüzdeki sıkıntılardan bahsedildi. Hala yasal bir statüye kavuşturulmayan cemevleri ve zorunlu din dersleri de konuşmaların konusuydu.


Program Ali Ekber BAYAR’ın ağıt ve deyişleriyle sona erdi. 


FOTO GALERİ: 










29 Kasım 2017 Çarşamba

MEHMET GÖRÜL HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.

DEĞERLİ ÜYEMİZ MEHMET GÖRÜL HAKKA YÜRÜMÜŞTÜR.

Değerli Üyemiz MEHMET GÖRÜL vefat etmiştir.

Cenazesi 25 Kasım 2017 Cumartesi günü saat 17.00’de İstanbul Gazi Cemevi’nde
defnedilmek üzere Sivas İmranlı Bahadun Köyü’ne uğurlanmıştır.

Bir dönem Sivas İmranlı Bahadun Köyü Spor Kulübü olan SARIÇUBUK81 SPOR KULÜBÜ’NDE top oynayan ve MUĞLA DATÇA HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI CEMEVİ üyesi de olan


Mehmet Görül,  26 Kasım 2017 Cumartesi Günü Sivas İmranlı Bahadun Köyü'nden defnedilmiştir.

Mehmet Görül'e Tanrıdan Rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
 

HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI 

DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ YÖNETİMİ








20 Kasım 2017 Pazartesi

HACI BEKAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI DENİZLİ ŞUBESİNİ ZİYARET ETİK.


Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yıldırım ve vakıf üyesi İrfan Sarıeşleri ile birlikte 18 Kasım 2017 Cumartesi günü  HacıBektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Derneği Denizli Şubesi’ni zitaret ettiler.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Derneği Denizli Şubesi Başkanı Erkan Aras ve yönetim kurulu üyeleri ile sıcak bir ortamda yapılan görüşmede Cemevi, cemevi arsa sorunları ile ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.


SARI İSMAİL SULTAN TÜRBESİ’Nİ ZİYARET:

 Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yıldırım ve vakıf üyesi İrfan Sarı eşleri ile birlikte 17 Kasım 2017 Cuma günü Denizli Tavas’ta Bektaşi kültürünün günümüze yansıyan izlerinden Sarı İsmail Sultan Türbesi’ni ziyaret ettiler.



Sarı İsmail, Hacı Bektaş-ı Veli’nin hizmetinde bulunmuş ulu dervişlerden biridir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin kerametlerine ve sırlarına şahitlik etmiş ve Hünkarın hakka göçünden sonra Denizli’ye (Menteş) gelerek Hak Muhamed Ali yolunu yaymıştır. Bir çok kerametler gösteren Sarı İsmail’in türbesi Ali Dede, Hüseyin dede türbesi ile birlikte Denizli, Tavas ilçesi tekke köyündedir.





Hacı Bektaş- Veli’nin Saru İsmal’i Mevlana’ya yollaması

Bir gün Saru İsmail, Hünkar’ın huzuruna gelip el kavuşturdu. Hün¬kar, şöyle dedi. “Saru İsmail, sizin için sucağız ılıttım, lutfedip gelse¬niz dedi. Hünkar, şimdi onun vakti değil dedi, tez Konya ‘ya, Molla Ce¬laleddin ‘in huzuruna git, onlarda bir kitabımız var, onu al, gel.”
Sara İsmail, hemen yola düştü, Konya’ya yaklaşınca gördü ki Mol¬la Celaleddin, çıka geldi. Birbiriyle niyazlaşıp görüştüler. Sara İsmail, bir gün su ılıtmıştım, mübarek arkanızın kirceğinizini arıtsam dedim; şimdi onun vakti değil, Molla Celaleddin’e bir kitabımız var, Konya’ya git, onu al gel dedi, ben de yola düştüm, geldim mübarek yüzünüzü gö¬rüp şeref buldum dedi.

Molla Celal, bu sözleri duyunca dedi ki: Hünkar Hacı Bektaş-ı Ve¬Ii katına, her gün yedi deniz, sekiz ırmak uğrar. Onların suya girmeye ne ihtiyaçları var ki böyle dedin erenler.
Sara İsmail, bu sözü duyduktan sonra efendim dedi, kitabı verin de gideyim. Molla, kitaptan maksat, bu anlattığımız öğüttü dedi. Bunun üzerine Sara İsmail vedalaşıp geri döndü.

HACI BEKTAŞ VE HIZIR PEYGAMBER

Hünkâr’a bir ikindi üzeri, güzel yüzlü, tatlı sözlü, Alevi saçlı, yeşil giysili bir aziz geldi.
Boz donlu bir ata binmişti; Saru İsmail karşıladı, atını tuttu. O kişi
teklifsizce doğru Kızılcahalvet’e yöneldi ve içeri girdi.

Saru İsmail, “acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye değin bunun gibi nurlu, güzel yüzlü ve heybetli bir er görmedim”, diye düşüncelere dalmıştı. O sırada halifelerden biri geldi; İsmail’e, “tut şu atı”, dedi ve kızılcahalvet’in kapısına vardı. O aziz kişinin, Hünkar’ın karşısında oturmakta olduğunu gördü. Tam bu anda Hünkar, “ne yapalım Hızır’ım Ulu Tanrı seni bu işe koşmuş, Tanrı kullarını zordan kurtarman gerek; şu anda Karadeniz’de bir gemi batmak üzere, seni çağırıyorlar; sohbetine can atıyoruz ama ne çare; tez imdatlarına yetiş; Tanrı izin verirse yine şerefleniriz”, diyordu.

Hızır Peygamber hemen kalktı. Saru İsmail dışarıda atı tuttu. Hızır dışarı çıkınca İsmail Hızır’ın üzengesini öptü. Hızır, atını
sıçrattığı gibi at, bir adımını Sulucakarahöyük’ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle birlikte dolunay oldu ve gözden yitti; yalnızca karşıdan nalının parıltısı göründü.
Saru İsmail, huzura varıp gördügünü anlatarak, “Erenler Şahı, bu giden aziz kimdir?”, diye sorunca Hünkâr, “kardeşimiz Hızır Peygamberdir. Karadeniz’de bir gemi batmak üzereydi, oraya imdada koştu; onun yürüyüşü böyledir”, dedi.
Saru İsmail Hızır’ı gördüğüne çok sevindi.

Saru İsmail’in hizmetleri

Hünkar’ın hususi hizmeti, Saru İsmail Padişah’a aitti. Hünkar, onu pek çok severdi. Halifelerden hiçbiri, onun mertebesine erişemedi. Hünkar’ın ibrikdarı da oydu. Sulucakarahöyük’den bir yere gitmek iste¬se çok defa yanına onu alırdı.

Bir gün, acaba Hünkar, bize nereyi yurt verecek, nerde dem-yom oynatacağız fikrine daldı.. Hünkar’a malum oldu. İsmail’im dedi, ben göçtükten sonra sopanı at, nereye düşerse orası yurdun olsun, yeşil fer¬manı da yanında götür, sana lazım olur buyurdu. Hünkar’dan sonra seccadeye geçen Habib Emirci’den izin aldı, dergahtan çıkıp sopasını attı. Can gözüyle gördü ki, Menteş ilinde Tavaz’da bir kilisenin kubbesini delip içeri düştü. O sırada meğer bir keşiş kilisede incil okurmuş,sopa kubbeyi delip içeri girince keşişin gözüne bir ejdarha gibi göründü.

Derken Saru İsmail, gide gide Tavaz’a, o kiliseye vardı, keşişi Müslüman etti, kiliseyi yıktı, tekke haline getirdi.

Bundan sonra Sarı İsmail, keşişe, ben dedi burda karar edeceğim, seninle komşu olalım. Bu sözü söyleyip silkindi, bir sarı doğan şekline girdi, uçup Tavaz’da bir yere kondu. Boynunda halkası, ayağında çin¬gırağı da vardı. 0 sıralarda şehrin beyi Zpaun (?) isminde bir kafirdi. Adamları, o güzelim sarı doğanı görüp gittiler, beye haber verdiler. Bey, amanın dedi, onu tutmak gerek. Ya Müslüman Padişahından ka¬çıp gelmiştir, ya da kafir padişahından. İki adam gitsin, biri, Müslümanla¬rın giydiği elbiseyi giysin, biri kafirlerimizin. Müslüman padişahından kaçtıysa Müslüman’a tutulur, kafir padişahından kaçtıysa kafire tutulur dedi. Öyle yaptılar. 0 iki kişi, doğanın konduğu yere geldiler. Fakat Sarı İsmail, ondan önce adam şekline girmiş, konduğu taşın dibine oturmuştu. Onu görünce vardılar, elini öptüler, koşup beye geldiler, de¬diler ki: 0 doğan değilmiş, Isa Peygambermiş. Bey, bunu duyunca pek sevindi, sanki aklını kaybetti. Hemen adamlarıyla kalktı, geldi. Gördü ki taşın dibinde sarışın, güzel bir er oturmada. Elini öptü, ayağına yüz sürdü. Saru İsmail, onları Müslümanlığa davet etti, kabul ettiler.

Sarı İsmail, orda yerleşti. Birçok kişiler, gelip derviş oldular. Bir ¬gün, gezerken bir çiftçiye rastladı. İki öküzü vardı, çift sürmedeydi. Sarı İsmail, gelince öküzlerin biri, dile geldi, erenler şahı Saru İsmail Padişah dedi. Saru İsmail, öküzün yanına geldi, nedir halin diye sordu. Öküz, kocaldım, gücüm-kuvvetim kalmadı, beni boğazlamaya götüre¬cekler, er hak aşkına kurtar beni dedi. Saru İsmail, o öküzü sahibinden satın aldı, azad etti. Bu yüzden o ilde Sara İsmail’in adı, “öküz söyleten” kaldı. –

Saru İsmail’den birçok kerametler belirdi. Bir nice zaman orda demyom oynattı, sonucu güçtü, yeşil fermanla beraber gömdüler. Dem geçti, devran geçti, Hünkar oğullarından biriyle Sivrihisar’ın gün doğu¬su tarafından, Seyyid Ahmed oğulları arasında, icazet hususunda bir bahistir geçmeye başladı. Nihayet Hünkar sözünü hatırlayıp Saru İs¬mail’in mezarın geldiler. Ey Saru İsmail padişah dediler. Sizde emanet olan yeşil ferman bize lazım, lütfet ver. Hemen mezar yarıldı, yeşil ferman çıktı. Okuyup maksatlarına erdiler.

Kaynak :Hacıbektaş Vilayetnamesi


FOTO GALERİ: